Instagram Fark Bulmaca Yarışması 1 Sonuçlar

Efendim, bugün 15:15 ile 22:22 arasında gerçekleştirilen yarışma neticeleri aşağıdaki gibidir. İnsanlara teknik altyapı yetersizliğinden bir miktar sıkıntı vermişsem; ki verdim, affola. Lakin önümüzdeki yarışmalarda daha sade ve güzide yapacağım. Hatta farklı tür yarışma yapma fikirleri de geldi 😀 Çok eğlenceli adamım yav 🙂

Önceki yazılar: Açıklama, Soru

INSTAGRAM FARK BULMACA YARIŞMASI SONUÇLARI 18 HAZİRAN
Katılımcı Doğru Sayısı
1 İlay Şenay 10
2 Ateş Erdoğan 10
3 Esra Türk 10
4 Ömer Faruk Baykal 9
5 Uğur Pekkonuk 9
6 Yunus Emre Büyükkale 9
7 Gizem Kurtal 9
8 Şeyda Şeker 9
9 Çiler Pervaz 9
10 Merve Kayhan 9
11 Alex Yoğurtçu 8
12 Kevser Müezzinoğlu 8
13 Okan Tezcan 8
14 Canan Altaş 8
15 Kerem Şirin 8
16 Burcu Sarıkaya Bican 8
17 Aris Alen 8
18 Bengisu Akbaba 8
19 Utku Eren Akbaba 8
20 Serdar Sungun 6
21 Beyza Kara (7 Yaşında) 5
22 Ekin Akoğuz 3

Çekilişe 8 ve üzeri doğru yapanlar katılmaya hak kazandı ve bu isimler arasında yapılan çekiliş sonucunda da, kazanan: Ömer Faruk Baykal. Kazanana hangi seçeneği seçtiği sorulacak ve yapılacak.

Cevaplara gelince, aşağıda yazıldığı gibidir:

  1. Temizleme fırçasının kıllı ve kılsız oluşu
  2. Koyun önündeki kedinin mor kuyruğu
  3. Üst raftaki Japon menşeli kitap
  4. The Moscow Puzzles kitabının ters çevrilmesi
  5. Mavi topun eksenin eğilmesi
  6. Rafın sol üst tarafına çizilen ağaç
  7. Kinder yımırtanın arkasındaki Lego adam
  8. İçimizdeki Şeytan çıkmış 🙂 [Bunun gönderimini fark eden Serdar’a selamlar]
  9. Küçük Prens’in Küçük Prenses olması [Görsel iyi olmadığından zor oldu anlaşılması, ama favorim buydu benim]
  10. Sağ alttaki Kara Kaplı defter

Bir sonraki görüşmeye kadar, selamla

Instagram Fark Bulmaca Yarışması içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Instagram Fark Bulmaca Yarışması 1

Başlangıç: 18 Haziran 15:15

Bitiş: 18 Haziran 22:22

Bilgilenmek için okuyunuz: Nedir?

Kural: İki fotoğraf arasındaki 10 farkı bulunuz. Cevabınız, yukarıdaki Nedir kısmında açıklandığı gibi, Instagram mesajlaşma aparatı ile, yine Nedir kısmında anlatıldığı formatta 22:22’ye kadar gönderiniz.

Hatırlatma: Farklar barizdir, milimetrik kaymaları fark diye kaale almayınız. Sebebi de, sistemi ayarlarken maalesef milimetrik yaklaşamıyorsunuz, insan faktörü işte. Çerçevelerini de çok kaale almayınız, tam aynı açıyla çekmeye çalıştım; ama tabii telefon ile yaptığım için tam oturtamadım. Halbuki sandalyenin falan uzaklığını değiştirmemiştim; ama yüksekliği bir miktar kaçırdım sanırım.

Insta Sayfası: serken Yürekli Insta Sayfası

Foto A

FarkBulmaca1A

Foto B

FarkBulmaca1B

 

Instagram Fark Bulmaca Yarışması içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Instagram Fark Bulmaca Yarışması

 

RES_2

Uzun zamandır telefonun fotoğraf çekme aparatı hasarlıydı. O yüzden biri foto seansı olayına giremiyordum, geçenlerde oldu. Dün sabah, yine çalışmaktan sabah etmişken ben ve arkamdaki yeşil kurbağa temalı bir resim çekeyim dedim, çektim de; ama kurbağa çıkmadı. Resim hoşuma gitmedi değil, lakin yalnız ben olduğum için paylaşmaktan imtina ettim. Akabinde Instagram denen teşhirhane’de herkesin bir şekilde kendi resmini kuul bir şekilde paylaşmasından mütevellit benim de canım çekti; ama yemedi. Dedim goca kafanı artı puanlar almak için paylaşmanın ne alemi var; ama yine de içimde kaldı. Yine bugün de sabahı etmişken, sabah 5-6 sularında hakikaten kayış kopmuştu, çok ilginç sorular hazırladım. Neyse, aklıma değişik fikirler geliyordu, o şekilde yatağa gitmişim. Kalktığımda tekrar şu goca kafalı resim aklıma gelince, onun yerine bu Fark Bulmaca Yarışması fikri çıktı ve hemen bir kağıda kuralları yazıp resim olarak Instagram’da paylaştım. Resim olarak yapmamın sebebi, adı üstünde uygulama resim paylaşma yeri, bir de daha sahici olsun, insanlar bir başka insanın elinde çıkmış lan bu yazı desinler diye. Lakin buraya yazıyorum şimdi kuralları, kağıttakilerin aynısı, hatta aşağıda o resmi de bulabilirsiniz. Ama sıradan gidelim:

Fark Bulmaca

Yarışma: Instagram Fark Bulmaca Yarışması

Yazan ve yöneten: Ben Deniz (Böyle bir şarkıcı insan vardı ha zamanında)

Sayfa: Serken Yürekli Insta sayfası

Yarışma Bilgilendirme:

Türkiye saatiyle 15:15’te (18 Haziran Pazar) yukarıda verilen Instagram hesabından bir fotoğraf paylaşacağım. Bu fotoğraf iki benzer fotoğraftan oluşacak ve aralarında tam olarak 10 fark yer alacak. Amacınız bu 10 farkı bulmak; doğru olarak bulmak.

Cevabınızı bugün akşam 22:22’ye kadar, Instagram’daki mesaj uçağı üzerinden bana göndermelisiniz. Cevap formatı şu şekilde olmalı:

Farklar: 1…, 2…, 3…., xxx, 10…

Ad Soyad:…

Doğru cevap gönderenler arasında yapılacak çekilişte 1 kişi, evet yanlış duymadınız, tam BİR kişi, aşağıdakilerden birini kazanmaya hak kazanacak:

  • Seçenek 1: Fotoğraftaki nesnelerden biri (Pamço dışında – Verilen adrese kargo ile gönderilir)
  • Seçenek 2: Herhangi belirtilen bir konu, durum, verilen kelime listesi vb hikayeleştirilir [korku, gerilim, komedi, absürd, fantezi vb] (yureklis.wordpress.com’da yayınlanır, konuyu verenin ismiyle cismiyle)
  • Seçenek 3: Herhangi bir tematik, istenen bir türde zeka oyunları tasarlanması (örnekler için bkz: Grandmaster Puzzles)
  • Seçenek 4: Kazananın istediği, arzu ettiği bir İstanbul noktasında (ya da bu hakkını sonraki zaman için farklı bir il, ülke vb için de kullanabilir), istediği bir mesaj içeriği, ya da temayla (toplum kurallarına çok aykırmamak kaydıyla) fotoğraf çalışması. Misalen, tamamen mavi giyinmiş bir şekilde, elinde kırmızı bir pankart tutan ve üzerinde rengarenk yazılarla Yaşasın Özgürlük vb. (Sosyal medyada vb de yine kredi verilerek yayınlanır)

Salıncakla kalın

Instagram Fark Bulmaca Yarışması içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı Finaller 11 – 13 Mayıs İzlenimleri

Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı İzlenimler I

Bir izlenim yazısı yazayım derdindeyim; ama şimdi yazmaya başlayınca biliyorum mevzuyu uzatacağım da uzatacağım. O kadar uzun yazılar da kanaatimce okunmuyor. Ha ben olsam okur muyum, eğer adam iyi girmişse mevzuya dikkat çekiyorsa, gelişme bölümünde de hakikaten okuyanı farklı bir şekilde yakalama olayını da becermişse, okurum; sanırım okurum, okusam iyi olur.

Yıllardır yazıyorum bu tür yazıları; zamanında yazdığım onlarcası da internetin dehlizlerinde kaybolup gitti. Geçici olana çok inandığımdan… Yok cümleyi bu şekilde kurmamak gerek. Geçenlerde eski arkadaşlarımdan biri aradı. Eski arkadaşım yanlış, uzun yıllardır var olan arkadaşlarımdan biri. Keyfi yerindeydi, hafif çakırkeyifti, “…yazmıyor musun artık?” diye sordu; nasıl dedim ben de. “Eskiden yazıyordun şimdilerde yazmıyor musun?” Bir amacı yok dedim, o da bana ne yani her şeyin bir amacı mı olmalı dedi; evet diye cevap verdim. Yazmıyorum çünkü kendimce geçerli bir sebebim vardı: Neden yazayım? Farklı bir şey söylemeyeceksem, farklı bir şey anlatmayacaksam, ne diye yazayım. Bu ta ki bu ayın Kafa Dergisi‘nde Şevket Çoruh‘un lada, ladalar, ladadadadadadalarrr dan bahsettiği yazısına kadardı, sanırım. Bir şeyi farklı söylemek mi amaç, yoksa sadece bir şey söylemek mi? Belki de hayat o kadar ucuza gitmeyecek bir şey söylemek istesen bile. Sanırım şimdilerde bunu sindiriyorum; eğer yerse, yazma işini belki yaparım be, neden olmasın!

Yukarıdakilerle girmişim olaya; sonra kaydedip bırakmışım. Kaldığım yerden devam edeyim size anlatayım neler oldu Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı Finalleri’nde.

Şuraya bir tane logo çakayım izninizle, tepemizde loGocaman gözüksün 🙂

TZO yatay

Şimdi de bir tane Nordic müzik açayım, bir yandan tınkırdasın. Daha önce bir yazıda yapmıştım sanırım. Şimdi saat TR’de geç olduğundan, en azından yazdıklarım boşa gitmesin, okuyucu bulsun diye, bir miktar yazdıktan sonra, çok da geçe kalmadan yayınlıyorum. Alt tarafa da devam ediyor diye çakıyorum, bir süre sonra tekrar güncelliyorum ve yeni kısmı okuyucu karşısına çıkıyor. Burada da benzer bir şey yapmalıyım. Nedeni basit, şimdi amansızca yazmaya başlayacağım, gece 1 buçuk olacak, ben ilk bölümü yayınlayayım diyeceğim, okuyacak kimse kalmayacak. Böyle yapayım değil mi? Himmm bir dakika bana bir tane dış ses lazım, böylece soruları ona sorarım, o da cevap verir, böylece onaylanan kişi olarak daha hızlı hareket edebilirim. Dış ses, haydi gel:

-X : Geldim hacı.

S: Himmm, şimdi sen dış ses olacaksın ya, sana bir tane isim lazım.

-X: İyi, ben seçebilir miyim ismimi? Dur isim seçince cinsiyetimi de seçmiş olacağım, o zaman cinsiyetsiz bir isim seçiyorum: Başak

S: Başak, dişi ismi gibi, haberin olsun.

-X: Yok be, geçen okudum, bir tane dürümcü adam var, ismi Başak, ekşi sözlüğü çöp ediyormuş, millet kız sanıyormuş; ama goooocaman bir adammış.

S: Yav dış ses, az önce aklıma geldin, ve doğdun, bu tür bir bilgiye nereden sahip olabilirsin?

B: Bir, adım dış ses değil hacı abi, Başak; iki canımcığım, senin bildiğin her şeyi biliyorum doğduğum andan itibaren; cümle yanlış olabilir senin bilginden hareket ettiğim için, ama öyle. Lütfen isim telaffuz edelim; ben sana iç ses diyor muyum!

S: Maşallah dil de pabuç…

B: He canım he, sen doğurdun, lagaluga yapma şimdi. Görevimi anladım, sen pası at ben gol yaparım.

S: Peki

B: Aferin, adam ol

S: Pehhhh…

İstek Okulları, yenilikçi insanların olduğu bir grupla başladı bu fikir. Çok mu öncesine gittim acaba?

B: Biraz öyle oldu gibi, taa oralardan başlarsan oku oku bitmez

S: Yahu zırt diye neden giriyorsun şimdi araya?

B: Be adam karar ver, girecek miyim girmeyecek miyim? Sen az önce demedin mi, bana onay verecek ses lazım diye; neden şimdi yırtık don olayına göndermede bulunuyorsun?

S: Başak bak bu şekilde hareket edersek ben bir şey yazamam; bir de ne bu, evli çiftler gibi bıdıbıdı olayına girdik.

B: Çok abartıyorsun, abartma!

S: Tövbe tövbe; bizden çıkan bize ahkam kesiyor.

B: Ben çıktığım yeri gayet iyi biliyorum; kendine gel, alçak yüksek mevkisi oluşturma. Yazamıyorsan bırak ben yazayım.

S: Tey tey, sanki yazabilecek…

B: Bırak da nasıl oluyor sana azıcık göstereyim. Bu kafayla buraya kadar nasıl gelebildiysen!

S: İyi, al yaz, ben de gidip kahve içeyim.

B: Heh bir yerlere varıyoruz işte şimdi. Haydi koş sen

S: İyi, al p…

B: Küfür yok!

S: Ne küfürü be, pehh diyecektim

B: He canım benim he! Ne salak adamsın, ne diyorum ben sana, bütün bildiklerini biliyorum ve bütün söyleyeceklerini de

S: Ovvv…

B: Aferin, bak anladın, bazen çalışıyor demek ki

S: O zaman ben de senin bildiklerini mi biliyorum?

B: Uffff, ah be çocuğum, hakikaten nasıl gelebildin bu yaşa kadar sen! Yazık

S: Tamam be, ne halin varsa gör, al…

B: Herif gitti ha hakikaten. Tam dallama bu arada, aramızda kalsın. Azıcık toparlayacağım kafamda yazacaklarımı; bu S. arkadaşın tersine. O çalakalem yazıyor, ben bir planla geleceğim karşınıza. Siz şimdilik buraya olanla idare edin. Planı size sunar oradan da devam ederiz. Ha hayyyy! Yazar kişisi ben oldum ya be, bilinç6 üst9 oldu.

Devam edecek az sonra… [23:04]

[23:39] Bu herif aynen böyle yapıyordu. Şimdi her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşündüm; bir kafada iki ses olunca bir miktar zor oluyor. Arkadaş kendi kendine ülen bu dış ses olayını fazla mı abarttık, doğmasa mıydı ne kafasına girdi; o yüzden planlamayı yapmam tahmin ettiğimden bir miktar uzun sürdü; kusura kalmayın canlarım benim. Şimdi şöyle yapacağım: Doğduğu Ortam – İlk Hedefler –  Olimpiyat 1. Gün – 2. Gün – 3. Gün – Olimpiyat Çıktıları ve 2018 Hedefler.

6 ana başlık altında izlenim serisini hayata geçireceğim. Bu arkadaşın asla yapmadığı yapamayacağı bir şey vereceğim size, her bölümün yayınlanma saatini. Dediğim gibi arkadaş bir miktar kafasız olduğu için sizinle doğru düzgün iletişim kuramamış. Oysa size öncesinde yayınlanma saatini verse, siz de kolay bir şekilde takip edebilirsiniz. Bu kadar akıllı olmak zorunda mıyım ya! Ahhhaaa, pardon canlarım benim. Senelerce bilinç6’ında yaşayınca, insan sadece kendisinin duyduğu şeyleri söylemeye alışıyor. Merak etmeyin bundan sonra yazı bitene kadar birlikte olacağız. Çünkü S’yi biraz tehdit etmiş de olabilirim. Eeee nihayetinde onun bildiği her şeyi bildiğimden ve bir bilinç6’nın boşboğazlığına sahip olduğumdan, pek de birilerine söylemek istemediği şeyleri başkalarına açık etmekle tehdit etmiş olabilirim; azıcık beti benzi atmış olabilir ve yine azıcık bu yüzden pişman olabilir beni doğurduğu için. Doğruya doğru, her ne kadar yukarıda ahkam kestimse de tersi yönde, o doğurdu beni 🙂

Aşağıdaki saatleri takip ediniz:

26 Mayıs, saat 12:03 – Doğduğu Ortam

26 Mayıs, saat 21:30 – İlk Hedefler;  –  Olimpiyat 1. Gün

27 Mayıs, saat 13:02  –  Olimpiyat 2. Gün

28 Mayıs, saat 01:20  –  Olimpiyat 3. Gün

28 Mayıs, saat 14:28  –  Olimpiyat Çıktıları ve 2018 Hedefler.

S’nin deyimiyle (Kendime de bir tane bulsam iyi olacak) Çavvv, 12:03’e kadar.

Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı Eleme Sınavı

Başladı!

Başladı

Ve bugün (22 Mart 2017 Çarşamba) eleme başladı. Katılan herkese kolay gelsin. Yarışmanın genel koordinatörü ve içerikten sorumlu insan evladı olarak birkaç bir şey söyleyebilirim kanaatimce.

Site: Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı Resmi Sayfası

TZO yatay

Neden hafta içi? Yarışmaya sadece, verdiğimiz tarihe kadar kayıt olanlar dâhil olabiliyor. Dün itibariyle bütün katılımcıları girişle alakalı bilgilendirdik. Epeyce sordular, neden hafta sonu değil de, hafta içi bir gün seçtiniz diye. Ocak gibi, kendi aramızda konuştuğumuzda vardığımız sonuçlardan biriydi. Nedeni de basitti aslında: Herkes aynı şartlara sahip değil. Yani biz bu elemeyi hafta sonu yapsaydık, birçok katılımcı bilgisayar, ya da çıktı alma imkanından mahrum olduğundan, yarışmaya iştirak edemeyecekti.Tabii insanlar ağırlık olarak kendi hayat tarzlarına göre düşünüyorlar olayı; ama öyle değil. Anadolu’nun birçok yerine gitmiş, öğretmen, öğrenci eğitimi yapmış bir adam olarak söyleyebilirim ki; daha bilgisayar görmemiş insanlar var. Bırakın çıktı almayı, kayıt olmak için bilgisayara erişimi olmayan çocuklar var. Biz de çocuklar öğretmenleriyle yürütsünler bu süreci dedik. Böylece bir öğretmen şunu yapabilirdi kolaylıkla: Bir soru seti çıktı alınır; akabinde de kayıt olan öğrenci sayısı kadar fotokopi ile çoğaltılıp çocuklara dağıtılırdı. Cevap girerken de yine öğretmen rehberliğinde, okul altyapısı kullanılarak organize edilirdi. işte bu yüzden hafta içi bir gün seçtik.

Burada, özellikle daha küçük illerde yer alan ve birçok çocuğun bu yarışmaya katılmasına, kayıt olmasına vesile olan öğretmenlere şükranlarımı sunmak isterim. Düşünün bir öğretmen, birçok farklı sınıf seviyesinden onlarca çocuğu kayıt etmiş, muazzam bir şey. Boşuna demiyorlar, öğretmenler bulundukları yere uymak değil, onu değiştirmek zorundadırlar diye.

İçerik: Yarışma bugün saat sabah 10:00’dan, yarın sabah 10:00’a kadar devam edecek. Yarışmada 10 tane soru var. Bu sorular puanlarına göre farklı zorluk seviyesindeler. En son soru da bir optimizasyon sorusu; yani en iyi sonucu bulmanız gerekiyor puan alabilmek için. İşin sıkıntılı tarafı ise bu sorunun yarışmadaki en yüksek puanlı soru olması: 228 puan.

Kota ve Cevap Gönderme: Her ilin bir kotası var, bu kotalar nüfusa göre belirlendi. O yüzden her öğrenci birbiriyle rakip. Örneğin İzmir’in kotası 12 kişi ise (Rastgele bir sayı), en iyi 12 kişi çağrılacak finale (asil liste). O yüzden aynı okuldan, aynı sınıftan da olsa, öğrenciler birbirleriyle rakip. Bir de şu nokta var: Tabii ki amaç en yüksek puanı (1000) elde etmek; fakat bir de bunu en kısa zamana yapmanız gerekiyor. Örneğin 856 puanlık bir puan elde ettiniz ve bunu saat 13:45’te gönderdiniz, eğer sizden 1 dakika önce bir başka kişi 856 puanlık cevap göndermişse, sizden üstte yer alacak; bu yüzden süre de önemli. Bir kişi, birden fazla cevap gönderebilir; belki hata yaptı, belki çözdükçe yavaş yavaş giriyor; hiç sıkıntı yok, istediği kadar gönderebilir; ama tabii süre ilerleyeceği için sıkıntı oluşturacaktır.

Neden erteledik? Biliyorsunuz takvimi yayınladığımızda eleme sınavı 15 Mart olarak gözüküyordu; ama sonrasında bir hafta öteledik. Bunun da basit bir sebebi vardı: Adı üstünde yarışma Türkiye geneli bir yarışma olunca, biz de bütün illerin katılımını sağlamaya uğraştık. Türkiye’nin doğudaki illerinden katılımın düşük olduğunu gördüğümüzde de, bunun üzerine gidip, onlara yönelik tanıtım faaliyetleri yaparak, en azından bir kısmının yarışmaya katılmasını sağlama adına, bir hafta erteledik eleme sınavını. Ve rahatlıkla söyleyebilirim ki, bunda da başarılı olduk 😀

Kayıt Sayısı: 19 Mart gece 00:00’a kadar kayıt devam etti ve 1842 kişi kayıt oldu yarışmaya. Bunu o kadar kısa zamanda başardık ki, önümüzdeki yıllarda daha uzun tanıtım vaktiyle birlikte, on binleri bulacaktır bu sayı. 1842 kişiden bazıları, şartları sağlamadığı için (sınıf uyumsuzluğu, tekrar, troll kayıt vb) listeden çıkartıldı ve geriye kalan net kişi sayısı 1520 oldu.

Sonra ne olacak? Yarın yarışma bittikten sonra, 24 Mart’ta yarışma sitesi üzerinden kesin olmayan sonuçları duyuracağız, akabinde de itiraz süreciyle birlikte finallere katılmak için asil ve yedek listeler oluşacak. Şunu da onlarca ulusal ve uluslararası yarışma tecrübesi olan bir adam olarak söyleyebilirim ki, muazzam bir yarışma olacak; muazzam… Birçok şey düşündük, uygulamaya başladık, zaten burada da peyderpey bu süreçle ilgili bilgiler paylaşacağım. Belki, keyfim yerinde olursa, örnek oyunlar bile paylaşırım 😀

Teşkür! Son olarak da, böyle güzide bir organizasyonunun Türkiye’ye kazandırılmasında maddi manevi emeği olan İstek Okulları‘na, Yeditepe Üniversitesi‘ne, Türk Beyin Takımı‘na, Milli Eğitim Bakanlığı‘na ve onlarca emekçi insana (tanıtımda, organizasyonda vb) eğilerek, saygıyla teşekkürlerimi sunarım.

Tekrar görüşene kadar,

çavvv

Türk Beyin Takımı, Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı

mailing

En batısından en doğusuna, en kuzeyinden en güneyine kadar, devlet ya da özel, bütün lise hazırlık, 9. ve 10. sınıfların katılabileceği bir zeka oyunları şampiyonası ya da olimpiyatı düşünün; işte İstek Okulları, Yeditepe Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Beyin Takımı işbirliğiyle 2017 yılında hayata geçiyor.

Biliyorsunuz, zeka oyunları MEB ile TBT işbirliğince 2011-2012 yılında ders haline getirilmiş ve ortaokullarda seçmeli olarak öğrencilerle buluşan bir dersti. Bundan ayrı olarak olarak, TBT yıllardır ülke sathında yerel ya da genel onlarca ortaokul, lise yarışması düzenlemişti ve hala da düzenlemeye devam ediyor. İşte bu olimpiyat, öncüllerinden farklı olarak bütün Türkiye genelinde olacak ve iki kademeden oluşacak.

Kayıtlar aralık sonu gibi başladı ve geçtiğimiz günlere olimpiyat kendi sitesini yayın hayatına aktif hale getirdi. Etkinlik eleme ve final olarak iki kademeden oluşacak. Finale katılabilmek için, kayıt yaptıran öğrencilerin 15 Mart 2017 saat 10:00’da yayınlanacak sorulara hızlı ve doğru cevap vermeleri gerekiyor. Her ilin kendi nüfusuna göre belirlenen bir final kotası var. Bu kota içerisinde yer alan öğrenciler Mayıs ayında, 3 gün boyunca düzenlenecek olan finaller için İstanbul’a davet edilecek.

Bu minvalde, köyünden, ilçesine, iline kadar tüm Türkiye’ye açık olan bu yarışma çocuğunuzu, öğrencinizin kayıt olmasını sağlamayı es geçmeyin diyerekten, olimpiyat sitesini sizinle paylaşayım:

Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı Resmi Sitesi: http://zekaoyunlari.istek.k12.tr/

Kayıt Sayfası: http://zekaoyunlari.istek.k12.tr/Page.aspx?p=1

Koşullar: http://zekaoyunlari.istek.k12.tr/Page.aspx?p=4

Takvim: http://zekaoyunlari.istek.k12.tr/Page.aspx?p=3

 

Puzzle Competitions, Türk Beyin Takımı, Türkiye Zeka Oyunları Olimpiyatı içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Happiness is Nothing

Büyük düşünür Ragnar Lodbrok‘un Kemiksiz oğluna sarf ettiği bir söz. Bunun üzerine geçmeden önce (çok farklı bir cümle oldu, pardon), şu TZV yazısının ikinci bölümünü yazacağım, merakla beklediğinizi biliyorum. Sürekli mesaj atmalar, mail üzerinden taciz etmeler; tamam anladık, yazacağız işte.

Bu tür soyut kavramlar üzerine yazmamak lazım aslında, ne de olsa hiçbir yere varmayacak; biri için güzel olan kırmızının bir diğeri için güzel olmaması gibi bir şey soyut kavramlarla ilgili konuşmak. Lakin burası Türkiye, neredeyse herkes soyut kavramlar üzerinden ahkam kestiğinden (soyut kavramlardan bahsetmek derinlemesine bilgi gerektirmez) benim de yaptığım çok göze batmamalı.

Ragnar babamız haklı, bana göre haklı tabii. Hemen haklılıktan önce, bir varlık olarak bendeniz çok çok uzun yıllar boyunca filmleri bir kitap hükmünde görmüş, kah öğrendiklerimi kah da (Kahta) bilinçsiz bir şekilde kafama nakşedilenleri uygulamış bir zatı muhterem olarak… Demek istiyorum ki, aklıma ya da gönlüme yatan şeyleri filmlerde geçen, kendi hayatıma tatbik etmeye uğraştım, uğraşıyorum. Neyse, mutluluk neden manasızdıra gelince. Burada kullandığım “manasız” kelimesi aslında başlıktaki “nothing” kısmını açıklamada güdük kalıyor; hatta kelimeye büyük bir haksızlık bile yapıyor olabilirim. Uyarayım sizi dedim, gidip de mutluluk manasız gibi bir cümleden, ülen o zaman demek oluyor ki, hiçlik de anlamsız bir şey sonucuna varmayın; yazık, varmayın yani.

Mutluluk, insan denen varlığın yeryüzünde kaldığı zamanı daha anlamlı, daha eğlenceli, daha coşkulu, daha ümitvar, daha çekilebilir, daha arzulanabilir bir nesneye dönüştürmek için yanlışlıkla icat ettiği kelimelerden biridir. Öyle ki yıllar yılı kovaladıkça kelime insanlar arasında daha da yayılmış, sözlüklere, nakışlara, tabağa, çanağa, girmediği yer bırakmadan her yere sokulmuştur. Pehhh, siz kapıyı açarsanız giren çok olur tabii; artık nasıl anlıyorsanız cümleyi. Bir de şöyle bir sonuca da varmayın bir zahmet: Mutluluk hiçbir şeyse, mutsuzluk her şeydir; ya da tam tersi. Oy oy oy ve ötesi, yapmayın, yok öyle bir şey. Bir aldatmacanın değilinin nasıl bir anlamı olabilir ki; adı üstünde değilinin çıkış yeri de aldatmacayken.

Mutluluk adı üstünde, mut’tan gelir, kut’tan; açın TDK’ya bakın. He he, aynen Kutatgu Bilig de oradan geliyor, vücuda aldığınızda sizi bir hoş eden bilgicik anlamında 🙂 Mutluluk bir alışkanlıktır, sıkılgan insanların dayanabilmelerine yarayan, yavaş yavaş vücutlarına enjekte ettikleri, bir tür uyuşturucu. Uyuşturucu olduğundan, ya da daha doğru tabirle onlarca bağımlısı olduğundan, maalesef sürekli almak gerekir; alınmadığı takdirde -suzluk kısmına sürükler sizi; hem de öyle değilken. Aşağıda bazı grafiklerle açıklamaya çalışacağım acizane. Mutluluk ve mutsuzluk bir tamı ikiye bölen tamamlayıcı eşler olmadığından, mutsuzlukta azalma sizi mutluluk alanına daha çok sokmadığı gibi tam tersi de geçerli değildir. Mutsuzluk, mutlu olunamama hâli de değildir; kanaatimce insancıklar olarak bizlerin kaçırdığımız nokta orası. Yavrum yazık, bence kendine has bir kelime hak ediyormuş; ama biz bir -suz ekiyle olayı kökten halletmişiz 🙂

… bir zaman sonra devam edilmiştir – ongün

Alıntıları filan pek sevmem, hatta aforizmaların ne salak şeyler olduğunu kendimce sözlüklerden birine yazmıştım, inanmadığımı ve boşbeleş işler olduğunu 17 yaşımda beyan etmiştim (Gören de basın açıklaması yapmış sanır, kendimce beyan etttim canım 🙂 ); ama… Evet aması maması var işte, insan yaşlandıkça ne kadar cahil olduğunu anlıyor… Dur şimdi anlıyor demeyeyim, o zaman bilinçli bir cahil olurum; şuna benzer bir şey diyor: “Ne salak adammışım ben, anlayıp anlamadığım ne kadar çok şey ile ilgili ahkam kesmişim. O öcü, bu böcü, şu şucu, ahan da bu cici vb” onlarca cümle kurmuşum, fikir beyan etmişim; peh ki ne peh! Lakin bu düşünür takımının ya da ermiş insan evlatlarının sarf ettikleri kitaplık cümleler güzel şeyler. Özellikle bir kuytuya düşmüşseniz ve maalesef zamanında onlarca şeyle dalga geçmiş küçük görmüş ve değersizleştirmişseniz, daha yeni, daha kapsayıcı şeyler olan afrolara ihtiyacınız oluyor, bir nevi çıkış ipi gibi; yoksa sizde ne güç ne takat var. İşte bu minvalde bu Victor denen Hugo abi hayallerle ilgili birkaç kelam etmiş zamanında, sanırım “Deniz İşçileri” kitabındaydı. Herif romantik falan, onlarca cümle kuruyor; ama arada dişe dokunur kelamlar da etmiş. İnsanlara hayalin gerekli olduğundan dem vuran bir cümleydi; lakin arkasından bir “ama” geliyordu, ama diyordu biraderimiz, eğer insan okkayı kaçırırsa artık hayaller ona devam etmesi için gerekli mezeler olmaktan ziyade, onu başkalarına meze eden bir hâl alır. Neden bundan bahsediyorum, sebebi basit: Mutluluk, hayali bir varlıktır ve eğer insanlar yeteri kadar mut’lu hayaller kurabilirlerse, onlara yetecek kadar neşeyi elde etmiş olurlar. Amiyane tabirle anlatacak olursam, şu günlerde yeni zamların yolda olduğu benzin fiyatları üzerinden. Arabanız 80 litre hacminde bir depoya sahipse ve siz her seferde onu ağzına kadar dolduruyorsanız ne tasarruftan, ne israftan, ne yeteri kadar kullanmaktan anlıyorsunuz demektir; hatta sizin için her zaman ya hep ya hiç var; yani, sizin mutlu olduğunuz falan yok, çünkü idareyi bilmiyorsunuz.

Şu salak çizimli grafiklere geçelim Sayın İnsanlar.

Grafik 1: Mutluluk

mutluluk1

Sanırım şu ana kadar mutlulukla ilgili çizilmiş en sağlam grafiklerden bir tanesi kendisi 🙂 İnsan doğumuyla birlikte başlıyor, gördüğünüz gibi sıfırdan başlamıyor. Sıfırdan başlaması demek, insanın mutluluğu hiç bilmediği ve bu dünya üzerinde ne olduğunu öğrendiği anlamına gelir; ama maalesef bu doğru değil. İnsan, mutluluğu sıkma bilinciyle doğar. Neden, çünkü var olmanın sancısı dedikleri durum var, her doğan akıllı varlık var olmanın sıkıntısını çektiğinden, mutluluk skalasında eksiden başlaması normaldir. Gördüğünüz gibi zamanla düşer, çıkar; kafasına göre takılır. Grafikte işaretlenmiş dairesel noktalar, kişinin o ana kadar Mutluluk Skalası’nda çıktığı ya da indiği en yüksek ya da düşük değerlerdir. Bu gerçekleştiğinde bir daha bu kadar mutlu ya da mutsuz olamayacağını düşünür insancık; ama grafikte de görüldüğü gibi daha ne pik, pig noktalara gebedir Sayın Grafik. Burada ufak bir hatırlatma: X Ekseni’ninin altında kalan kısım mutsuzluk kısmı değil, üst taraf pozitif mutluluk kısmı ise alt taraf da negatif mutluluk kısmı.

Grafik 2: Sonsuza giden düzlük (Nah- Korelasyonu)

mutluluk2

Grafikte de görüldüğü gibi mutluluktaki artış mutsuzluktaki azalaşın sebebi olmadığı gibi tersi de aynı şekildedir. Yani bir insan, kendisini bir t anında daha çok mutlu hissettiğinde, bu daha az mutsuz hissettiği anlamına gelmez. Yukarıda da bunu anlatmaya çalışmıştım zaten: İnsanlık bir -suz ekiyle inanılmaz bir kolaycılığa kaçmış; tabii farklı dillerde bu ekler değişir de, biz Türkçe konuştuğumuzdan hareketle söylüyorum.

Mutluluk ve mutsuzluk grafikteki bir eş değer noktada buluşup sonsuza gitmezler. Hoş bunun olma imkanı var mı, tabii ki var: Ne zamanki Google abi terminatörü yapıp, oradan The Matrix olayına gireceğiz, aha işte dünyamız için bu gerçekleşecek; mutluluk ve -suzluk kavramları ortadan kalkacak, çünkü makinA’ların yönettiği bir dünyada yaşıyor olacağız ve o arkadaşlar da çoktan o denkliğe ulaşmış olacaklar. Lakin bunun sebebi arkadaşların türlü neşe ve kederden sonra ideali bulması olmayacak. Zaten insanlık, yapamadığı şeyleri yapabileni icat edip bunu ileriye gitmek olarak adlandırdığı için, o denklikteki yaşam formlarına hayat vermiş ya da verecek olduğundan olacak. Neyse, orası Google’ın ya da 2010’larda doğanların derdi, nihayetinde benim gibiler çoktan toprak olmuş olacak. Hee, aynen, o kadar da umursamazım ya le 😀

Grafikle ilgili son birkaç bir şey söyleyeyim: Mutluluk ve -suzluk grafikte yer değiştirebilir; ama grafikteki kolların duruşu değişmeyecektir. Sebebi de basit, bu iki arkadaş popülasyonların yürüdüğü mantıktan yürü: Her zaman doydukları, doygunluğa ulaştıkları bir nokta vardır. O yüzden kollar her zaman bu şekildedir. Bunu insanlar şu şekilde yorumlamıştır: Ne mutluluk ne de mutsuzluk her zaman bu şiddette devam eder, her zaman bittiği bir yer vardır. O yüzden hiçbir şey sonsuza kadar sürmez, ümitvar olun bunlar da geçecek, ne oldum değil ne olacağım de gibi nasihatverici tümceler bu grafiği gören ve okuyan bünyelerden neşet etmiş değerlerdir. Üffff sürekli -dırlı, -dirli cümleler kuruyorum. Baya didaktik oluyor. O zaman bir es verek:

Grafik 3: Hiç bir zaman Sol değil

mutluluk3

Yukarıda bahsettim, ama tekrar deyim, soldaki gibi yaşamak isteyenler hiçbir zaman soldaki gibi yaşayamayacak olanlardır. Ohhhh bir kere daha dırladım 😀

Cevdet İnanç’la kapatak, 13 / 31 kitabından bir alıntı:

“Ar ove şrlr vanaznaım ar qr vanaznaım; ar ove şrlr fnuvc byznaım ar qr byznznaım; ar K ar qr L… Töeüarav grcrgnxynx töerzvlbefnaım, 13 fvmr uvçove mnzna 31 tvov tömüxzrzvşfr, zhgyh byznln znuxhzfhahm ir znnyrfrs zhgyh byqhğhahm vçva çbx npıyne çrxrprxfvavm.”

Butla, Cutla, Çutla, Dutla, Futla, Gutla, Ğutla, Hutla, Jutla, Kutla, Lutla, Mutla, Nutla, Putla, Rutla, Sutla, Şutla, Tutla, Yutla, Zutla kalın efenim  😀

Yazılar Çiziler içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın