Bölüm 2

Çıkışma

10 Ekim gecesi uçağıyla yola çıktık. 11 Ekim öğle saatlerinde Pekin’deydik. Büyük ihtimalle ilk gelen takım bizdik. Takımdaki diğer arkadaşların aksine sigara tükettiğim için, bir o kadarlık uçuş arasından sonra vücuduma zehri tekrar almam gerekiyordu; ki bizi karşılayan ekip bunu yapmama yardımcı oldu.

Otel bir ovanın ortasında gibiydi. Bizim köyü bilenler bilir. Denizli’den Akköy’e giderken Aşağı ve Yukarı olmak üzere iki Şamlı vardır. Bulut Aras da Yukarı Şamlı köyündendir. İşte Yukarı Şamlı’nın olduğu yere yıllar yıllar evvel Halıcı Oteli’ni yaptılar. Pamukkale’yi tam karşıdan gören ovanın göbeğine. Şampiyonanın düzenlendiği Chateau Laffitte Hotel’i  de aynı mantıkta bir oteldi.

TBT olarak, okul yarışmalarında yaptığımız gibi, şampiyonadaki soruların yönergeleri de bir hafta öncesinde açıklanmıştı organizatörler tarafından. Ama yönergelere çalışmak için vaktim olmadığından, erken gidişte doğan boşluğu yönerge çalışmasıyla doldurmak uygun görünüyordu. Lakin çalışmam gereken bir Sudoku yönergesi (40 sayfa civarında), bir de Puzzle yönergesi (100 sayfa civarında) vardı ki, maşallah!

O gün ve bir sonraki gün yönerge çalışmakla geçti. Resmi açılış zaten 12 Ekim’deydi. Hoş, büyük ihtimalle ben kaçırdım bunu, çünkü şampiyona sırasında ekranda dönen açılış görüntülerini hatırlamıyorum. Bizim için bu tür şampiyonalarda en zor kısım yemek kısmı oluyor. Bu yüzden özellikle çikolata alanında fazla tüketim gerekiyor. Benim gibi kahve ve çay bağımlısı birinin, tüm su ve gıda ihtiyacının neredeyse büyük kısmını bu iki varlık üzerinden temin eden birinin, gittiği yerlerde kahve, çay çeşmeleri ayarlaması gerekir. Lakin, özellikle Çin kültüründe kahve ve de kahvaltı, süt ürünleri üzerine bir çalışma yapılmamış. Bu da beni kahve, çay yönünden epey bir zorladı. Sonrasında lobideki bakkal benzeri yapıdan 3ü bir arada temin ettik; ilk tercihim olmasa da kafein bağımlılığımı bir miktar teskin etmeye yetti.

Sigara olayına gelince. Takımda sigara tüketen tek kişiyseniz, ve Mehmet Murat Sevim gibi sigara düşmanı bir adamla bir odayı paylaşıyorsanız, odada değil açık alanda tüketmeniz gerekir sigarayı. Hatta dışarıda içip odaya döndüğünüzde hâlâ üzerinizde bir koku varsa, Murat hafiften uyarır sizi. Ama bu uyarı doğrudan size değil, dolaylı yoldandır. Örneğin, pencereyi açsak mı ki🙂

Odalar fena değildi. Ama otelin benim üzerimde uyandırdığı etki şuydu: Dış taraf uzaktan, resimlerden gayet güzel; bir nevi Fransız şatoları gibi; ama davulun sesi uzaktan hoş gelir misali, şatayo yaklaştığınızda o kadar da albenili gözükmüyor. Her neyse, yine de çoğu şampiyona otelinden daha iyiydi. Sadece ışıklandırmada problem vardı. Tabii bu kadar büyük bir otelin ışık tüketimi de had safhada olacak. O yüzden otel sahipleri tavandaki ışıkları ortadan kaldırıp, sadece “abajura bağlamışlar”. Işığın yetersiz olduğunu gördüğümüzde, yan tarafta kalan Alan kardeşlerden ışık aldık, ve yönerge toplantılarını, çalışmalarını bizim odada 7189 yapmaya başladık. Numaradan da anlayacağınız gibi, tüm devrimler loş, karanlık dehlizlerde başlar ve gün ışığıyla birleştiğinde asıl sahip olduklarını ortaya dökerler. Bizim de yapmaya çalıştığımız buydu.

Ayın 13’ünde Çin’in Great Wall’una, Çin Seddi’ne gezi düzenlendi. Otobüslere doluştuk ve Seddin yolunu tuttuk. Bu şampiyonaların vazgeçilmezlerinden biridir. Yani ev sahibi, gelen tüm yarışmacıları, ülkesinin sahip olduğu doğal ya da doğal olmayan zenginlikleri göstermek için için tura davet eder. Siz de tura gelirsiniz ve doğal güzellikleri doğal gözlerinizle görme imkânına sahip olursunuz.

Otobüsteki rehberiye hanım birçok şeyden bahsetti. Örneğin, Çin insanlarının kendi dillerinde bir isimleri oluyordu, bir de İngilizce dilinde bir isimleri. Bu hanım beni mazur görsün ismini tam olarak hatırlayamadığım için; ama sanırım Winny’di. Kendisi neşeli, kilosu yerinde, şen şakrak bir hanımdı. Bizi duvara kadar götürdü, birçok şey anlattı. Nüfustan bahsetti, ülkesinin isminin nereden geldiğinden bahsetti, ulaşım sisteminden, Çin hanedanlarından vs. Ama en ölümcül kısmı anlatmayı es geçti sanırım: Duvara yürüyerek çıkmamız gerektiği. Tabii ki yerden duvarın tepesine uzanan bir teleferik sistemi var. Ama adam başı ücret ödemek organizatörlere külfetli geldiğinden olsa gerek, bizi gişelerden geçirdikten sonra şunu dediler: Ahanda… Bu merdivenleri takip edin ışığı göreceksiniz. Git git bitmek bilmeyen, yukarıya doğru yükselen taştan merdivenler. Merdivenleri çıkarkan aklıma Rocky Bal Boğa abi geldi… Ne de güzel çıkardı sabah koşularında Filedelfiya’daki merdivenleri! Her ne kadar sigara içen bir mahlûk olsam da, “toplu oyun” geçmişim, merdivenleri seri hamlelerle çıkabilmemi sağladı. Belli bir yüksekliğe ulaştığımızda, orada bulunan ve zannımca devlet tarafından sırf bu iş için görevlendirilmiş kişi şunu söyledi: “Yol burada ikiye ayrılıyor. Birinde daha fazla çıkmanıza gerek yok, diğerinde ise çıkmaya devam etmeli ve en tepeye ulaşmalısınız. Karar sizin…” Çoğumuz, buraya kadar çıktık az daha çıkalım ne olacak sanki dediğimizden, yola devam ettik. Ama öyle ha deyince olmuyormuş, yine epey ATP tükettik ve varmamız gereken yere vardık.

“Bir fil uzaktan büyüktür, üzerine bindiğinizde büyük olan fil değil sizsinizdir.” demiş, İsviçreli ilim adamları. Bu misal, Çin Seddi, üzerindeyken o kadar da büyük gözükmüyor. Büyük ihtimalle diğer taraflarını göremediğimiz için. Yavaş yavaş gruplar tepeye ulaşıyordu. Gözlerde ve yüzde işte yaptım, ben bu işte ustayımdan çok; nefes almakta zorlanan, püf desen, ekstra hava geldi deyip anında içine çekmeye çalışacak ifadeler vardı. Uzun lafın kısası, fotoğraf makinaları çıktı, belirli bir metre uzunlukta, mapustaki mahkûmlar gibi, insanlar bir ileri bir geri yaptılar, fotoğraf çektirdiler ve iniş daha kolaydır deyip inmeye başladılar.

Yazarın notu: Hakikaten iniş daha kolaydı.

Sonrasında, gruplar otobüslerinde toplandılar, bizimki F’ti. Bir sonraki durak, Çin usulü yemek yenecek lokantaya gidişti, gidildi, yendi, kalkıldı ve 2008 Pekin Olimpiyatları’ndan geriye kalan “Kuş Kafesi” olsun “Su Kübü” olsun bunların ziyaretiydi. Ki diğer bölüm de bu iki büyüklükle başlasın.

TBT Seti[Çin Seddi’ni kim istiyorsa bir adım öne çıksın dendikten sonraki fotoğraf, Türk Beyin Takımı-formasız]

SET[Bu bir SET!] (Türk Beyin Takımı Zeka Oyunları Temelli Bilişsel Gelişim Programı, göndermesi. Göndermeyi anlamadıysanız, temsilci olun :))

Bölüm 2 Sonu

This entry was posted in Nonpuzzle and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s