Neden Meraklısına Akıl Oyunları Dergisi’ne Abone Olmalıyım?

Bıyıklı Adam

“Neden olmayasın!” dedi Türkiye Derin Zeka Araştırmaları Müdürlüğü Başkanı, Müfit Cankulak.

Yağlı duvarları, bilgisayar gelişimini 10 sene evvelinden takip eden, İstanbul’un bir kıyısında, o kıyının da başka bir kıyısına tıkılı kalmış Türkiye Derin Zeka Araştırmaları Müdürlüğü. Her ne kadar tüm bu gerçek hikâyeye dayalı anlatım esnasında Ahmed Hamdi’nin Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne öykünülecekse de, unutulmamalıdır ki, memlekette nice müdürlükler var ki; yaptıkları hacimlerinin 100 katı büyüklüğündedir ve ortalıkta pek gözükmezler.

9 Eylül sabahında, görevli memurlardan biri Müfit Bey’in kapısını tıklatır. Müfit Bey, ellilerinde, devletin yıllardır memur adı altında onlarca fakültesinde çalışmış, dirsek çürütmüş ve emekliliğine doğru değeri anlaşılarak devletin mühim bir kurumu olan TDZAM’a atanmış, 2 çocuklu, gür bıyıklı, İstanbul Hukuk mezunu sıradan bir Türkiye insanıdır. Her ne kadar böyle mühim bir kurumun başına atanırken eşi, yapma Müfit Bey, etme Müfit Bey, sen kim derinlik kim; devletin derin taraflarına girmek bizim ne haddimize diyerek caydırmaya çalışsa da; Müfit bey, büyük Türkiye devletinin kendisine, kendi ismine gönderdiği ve Sayın Müfit Cankulak ile başlayıp, güzide kurumumuza atanmanıza karar verilmiştir tebliğiyle soluğu dairede almıştır. Hoş daireyi bulması, 40 yıllık İstanbullu olsa da bir miktar zor olmuştur; ama bu başka bir hikâyenin konusu.

Muhabberatül Eğitim Darbıltedrisat Görevlisi Cengiz Cenkten içeriye girdiğinde Müfit Bey’i bilgisayarın klavyesiyle boğuşur hâlde bulur. Boğazını temizleyerek, efendim der. Lakin sözün ardını getiremez, çünkü Müfit Bey kendisinden beklenmeyecek bir şekilde karşısında duran teknolojik alete küfürler yağdırmaktadır. Görevli Cengiz isterseniz ile başlayan ve odadan sıvışma izni isteyen bir ses tonuyla  cümlesine başladığında Müfit Bey, titrer ses tonuyla: ” Cengiz bir bak şuna, eğitim araştırmalarına bakayım dedim, karşıma cıbıldak adam ve kadınlar çıktı, kapanmıyor da…” Hemen efendim diyerek bilgisayara hücum eden Cengiz, başarıyla Müdürünü rahatlatır.

Hah şöyle der devletin kendisine tahsis ettiği siyah deri koltuğunda ardına doğru gerinirken Müfit Bey. “İmdi, meramını anlatmadan önce, Serhat’a de de, bize iki tane okkalı kave getirsin. Maazallah mide fesatı geçireceğim. Şu melun aletin yüzünden midem asitle doldu. Geçenlerde başmüfettişliği de yazdım, gayrı değiştirin şu aletleri, bu aletlerle derin araştırmalarımızı yapamıyoruz, olmadı her memurumuza birer akıllı mı akıllı telefon tahsis edin, biz yakalayamadan teknoloji kaçıyor; böyle derinlere inemiyoruz dedim; ama dinleyen kim! Âli devletimizin kaynakları başka derin ve mühim işler için harcanmaktaymış… Neyse canım, şu halloldu ya, haydi kavelerimizi söyleyiver.” Görevli Cengiz gerisin geri dönerekten “Serhat…” der, “…iki okkalı kave, aman bol köpüklü olsun!” Ses kapı aralığından, fizik kuralları gereği (Akışkan kesiti dar olan yapıda hızlanır) daha da hızlanarak akar ve Serhat’ın kulağına hücum eder.

– “De bakalım, nedir havadisler?”

Cengiz, altındaki memurlardan yazılı olarak aldığı havadis kağıdını cebinden çıkartır, önce özür diler.

– ” Efendim malumunuz, mavi dosyalarımız bitti, tükendi; şeffaf dosyaları da arkadaşlar kullanamıyorlar. 4D-46e yazılı kuralı biliyorsunuz, devletin hiçbir derin kuruluşu şeffaf dosya kullanamaz; derinlik mevzu bahis olduğundan ötürü…”

– Tamam Cengiz, önemli değil biliyorum; ama mavi dosyalarımızın bittiğini bilmiyordum. Aslında bu iyi, demek ki onlarca derin çalışma yapmışız ki, kalmamışlar. Hemen başmüfettişliğe bir yazı yazın, Mavi Dosya ve Basılı Evrak Müdürlüğü’nden bize yeni dosyalar tahsis etsinler.

– Emredersiniz Müdürüm…

Kapıya doğru yönelen Görevli Cengiz’e Müdür Müfit, ihtarı çekerekten:” Dur be adam, şimdi demedik ya, daha kavelerimizi içeceğiz, havadis kâğını okumadın daha.”

– Özür dilerim Müdürüm, siz öyle birden gidin yazın deyince, ben de emir telakki ettim.

– Aferin Cengiz, aferin oğlum. İşte bir amirin ihtiyacı olan memur; ama hele dur, sıra sıra yapalım işlerimizi. Hadi başla, oku havadisleri.

O sırada kapı çalınır, Uzman Çaycı Serhat Gözüyaşlı, kahveleri ve suları ikram eder, geldiği gibi terk-i oda eder. Müdür Müfit kokladıktan sonra kavesini, daha bir rahatlamıştır, koltuğuna iyice gömülür, gözleriyle Cengiz’e dolabın önünde duran sandalyeye oturmasını işaret eder ve derin havadislere hazırlar kendini.

– Müdürüm, Niğde’nin Nazariye İlçesi’nin Bekçihisar köyünde, muallimlerden biri zeki çocukları seçmek için bir sınav tertiplemiş. Bu sınav neticesinde 13 çok derin zekalı çocuk belirlemiş ve isimleri müdürlüğümüze siyaha çalan sarı yazışma zarfı içerisinde göndermiş.

– Aferin, aferin; hemen taltif edin muallimi

– Türkiye’nin merkezinde 8 zeka araştırması derneği, 72 zeka araştırmasına yardımcı olma derneği, 398 zeka araştırmasına yardımcı olanlara yardımcı olma derneği kurulmuş.

– Haziran ayı içerisinde eğitim camiasından olmayan 41 esnaf, 23 tane eğitimhane kurmuş.

– Hımmm… Eğitimci olmamaları fena; ama demek ki ülkemizde eğitimin değeri anlaşılmaya başlanmış. Güzel, güzel.

– 18 ilde, haziran ayında eğitim konulu 43 seminer; derin zeka konulu 3 panel düzenlenmiş.

Görevli Cengiz haziran ayı içerisindeki havadisleri Müdür Müfit’e aktarmaya devam ededursun, diğerleri epey bir derin olduklarından…

Evet, nerede kalmıştık. Görevli Cengiz haziran raporunu Müdür Müfit’e sunar ve sürekli okumaktan içemediği soğuk kahvesini yudumlar. Müfit Bey gür bıyıklarını iki eliyle sağdan ve soldan parmak uçları içerisinde yuvarlar ve l’yi uzataraktan: “Güzel…” der.

– Son bir şey daha var Müdürüm.

– Söyle Cengiz

– Bu 2-3 gün evvel vuku buldu. Normalde Eylül raporu içerisinde size yine aksettireceğim; ama önemli olduğu için şimdi paylaşmam elzem.

– Nedir Cengiz?

– Efendim, biliyorsunuz Türk Beyin Takımı’nı.

– Biliyorum, şu çocuklar, ne yapmışlardı bunlar?

– Müdürüm bu adamlar zeka oyunları müfredatını yapan çocuklar…

– Ha, ha bildim. Eee ne olmuş bu çocuklara, kötü bir şey mi olmuş? Ne olmuşlar, okuyup adam mı olmuşlar?

– Ahahhaa, müdürüm alem adamsınız!

– Güzeldi değil mi, bu derin çalışmalar, daha derin espriler yapmama vesile oldu vesselam.

– Dergi çıkarıyorlarmış müdürüm!

– Bre mübarek ne dergisi, kötü amaçlı mı, ne dergisi…

– Yok müdürüm!

– Be adam, öyle bir söylüyorsun ki, adamlar sanki açık saçık dergi çıkartıyor.

– Yok efendim! Zeka oyunları alanında bir dergi daha çıkartıyorlarmış.

– Öyle mi? Neden?

– Evvelden küstürdükleri okurların gönlünü almak için, yılda 10 tane çıkartacaklarmış.

– Eee, iyi, ne güzel işte.

– Güzel de müdürüm, Türkiye Dergi Kotası dolu şu anda; yani Türkiye Derin Zeka Araştırmaları Müdürlüğü olarak buna izin veremeyiz.

– Hımmm… Ne zaman basılacak bu dergi?

– Basılmayacak müdürüm.

– Basılmayan dergi mi olur mübarek!

– Müdürüm, dergiyi pdf olarak insanlara gönderecekler.

Bir süre pdf’in ne olduğunu düşünenen ve kendisine verilen hafıza eğitiminde ışıkla özdeşleştirdiği pdf’in ne olduğunu hatırlayan Müdür Müfit, aydınlanarak:

– O zaman sıkıntı yok, çünkü Türkiye Dergi Kotası sadece basılı dergiler için.

Görevli Cengiz nasıl böyle bir şeyi atladığını bilmeyen bir şaşkınlıkla müdürüne bakarken, nasıl oluyor da onun bu mevzuatını hatırlayabildiğine şaşırır.

– Şaşırma be o kadar! Bizim zamanımızda kaideydi bunlar, birimimizle alakalı tüm kuralları, mevzuatı ezbere bilirdik. O yüzden burada bir sıkıntı yok.

– Emredersiniz müdürüm.

– Acaba biz de bu dergiye abone olsak mı müdürüm?

– Olmaz! Devletin imkânlarını bunun için çarçur edemeyiz.

– Peki ben olabilir miyim buna, derin araştırmalarımız için kullanabileceğimiz bir şeyler illa ki vardır.

– Hımmm, güzel dedin bak.

– O zaman olalım mı müdürüm?

– Neden olmayasın…

[bir ara devam edecek]

This entry was posted in Meraklısına Akıl Oyunları Dergisi and tagged , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s