1.40 Koltuk İçinde Hayat

Biliyorum, narsisistik erkekler üzerine yazmaya devam edecektim. Lakin, inanın, bir türlü evin yolunu bulamıyorum. Evin yolunu bulamadığımdan değil, eve gitmek istemediğimden sanırım. Bugün gitseydim iyi olacaktı; ama bugün de muvaffak olamadım.

Hiçbir zaman eşya düşkünü bir insan evladı olmadım. Ama sanırım bir evi ev yapan içinde yaşayan eşyalar. Eşya olayı ilginç aslında, cidden. Ne eşyalar var ki onlara tonlarca anlam yüklenmiş ve nesilden nesile aktarılmış; nice eşyalar var ki, sahibinin bir türlü sahip olmadığı, ya da hissedemeyeceği şeyleri hissetmesi için anlamlandırılmış. Ne olursa olsun bir evi ev  yapan içinde yaşayan eşyalar. Köşede sizi bekleyen, spotçudan aldığınız bir ikili koltuk. Bir türlü doğalgaza bağlantısını gerçekleştiremediğiniz, bu yüzden de hayatta bir anlam kazanamamış ocak. Kuytu bir köşede, kıytırık örtülerle örtülmüş bir yatak. Valizler dolusu bir yere istiflenmeyi bekleyen kitap ve defterler. Kendinizi hayat içerisinde anlamlandıramadığınızda, kendinizi bir köşeden eşyalara bağlayamadığınızda onların da bir anlamı kalmıyor. Anlam o manayı nerede, hangi köşede bulduğunuzla ilgili. Özellikle son 1 aydır ofisteki odamdaki koltukta geceliyorum. 1.40 civarında büyüklüğü sahip, bense ona 40-45 cm daha fazla gelir cinsten bir insan evladıyım. Ama gün geçtikçe daha manir hale geliyorum onu sığışmakta. Bugün de o günlerden bir gün olacak.

Siyah deri bir koltuk, iki kişilik, iki tane kıçın sığması için tanımlanmış. Sandalyeyi çekiyorum, koltuğa uzandığımda bir yerime kadar geliyor, ayaklarımın boşta kalmaması için sandalyeyi kullanıyorum. Fakat son günlerde bu şekilde aşırı kullanımdan dolayı bir miktar içine göçtü oturma yerleri. O yüzden yatmak onun üzerine, eskisine nazaran biraz daha ağrıtıcı. Ağrıtıcı olmasına ağrıtıcı; ama beni ona çeken bir şey var. Nedense ondan kopamıyorum. Hoş hiçbir şekilde yalnız kaldığımız zamanlarda bana açılmadı; bana benimle ilgili olan hislerinden bahsetmedi; ama şikayet de etmedi. Sanırım beni seviyor, benimle geceleri kalmaktan mutlu.

Yapımdan ötürü düzenli olan hiçbir şeyi sevemedim, ilgili duyamadım. Yetişmişliğim her şeyde mutlaka ve mutlaka bir kusur olmasını öğretti. Ama, genelde insanların güzel olanları, nesnede bu kusurları görüp, boşversene abi ne gerek var, hayat güzel, eşya güzel, sahip olmak güzel mantığında takıldığından bir şekilde ilerleyebiliyorlar. Ya da hayatlarını sürekli bir düzen, bir güzellik içerisinde geçirebiliyorlar. Bende ise bu böyle gerçekleşmiyor, nerede bir karmaşa var, nerede insanların uzak durmak istedği bir obje var, nerede sevilmeyecek kadar çirkin bir yaratık var, nerede insanların ellerini sıkıca burunlarının nefesini kestiği bir kokarca var, nerede insanların çözmekten çok gütmek mantığında olduğu bir problem var; cezbediyor beni. Sanırım her şeyi çözmek üzerine kurguladığımdan ileri geliyor bu. Bana sorsalardı eğer böyle biri mi olmak isterdin: Kesinlikle hayır!

Daha gencecik bir insan evladıyken şöyle hayaller kurardım: Nerede sıkıntılı, eksik, hor görülmüş bir şey var, onlarla vakit geçireceğim; onlarla olacağım. Güzellik, mükemmellik, istenmek ya da istemek benim gbi ucubelerin ne haddine! Zamanında beni az çok bilen insanların dediği gibi sen hiçbir zaman dengeli bir insan evladı olamayacaksın. Belki de sırf böyle söyledikleri için dengeli bir insan evladı olamadım; eğer onlar bu cümleleri sarfetmemiş olsalardı belki de benim de bir şansım olacaktı.

Benim gibi bu ucubelerin de faydası var içinde yaşadığımız hayata. Hakikaten var. Biz çan eğrisinin altında kalan adamlarız; birilerinin mutlaka altında kalması gerekiyor, işte biz o adamlarız. Amerikan teenage dizilerinde, kapitalist sistemin zirvesinde seyreden bir kültürün dediği gibi biz looser olarak doğan değil, bilinçli olarak looser olmayı seçmiş insanlarız. Fight Club’ta bahsettiği gibi biz bir şekilde toplumun faydası ya da zararı için harcanacak insanlarız. Peki tüm bunlar bizi değersiz insancıklar mı yapıyor? Hayır, biz de insanız. Ama şundan vazgeçilmesi lazım: “Her insan farklıdır ve yerine göre değersizdir, değerlidir, farklıdır…” Bununla ilgili bir derdimiz yok, farklı olduğumuzu iddia etmeyi bıraktık zaten. Sadece biz biraz daha fazla tahrip olmuşlarız.

Benim içinde yetiştiğim mantık, felsefe “feda etme” felsefesi. Önce kendinden geçeceksin ki, benliğini bir yerlere gömeceksin ya da öldüreceksin. Bu tahmin ettiğiniz kadar kolay bir şey değil. Hele ki benim gibi öldürmekten ziyade yaralama yolunu seçmişseniz, inanılmaz acı verici bir hadiseye dönüşüyor. Ondan sonrada işiniz gücünüz kendinizi hem kendinize hem de başkalarına anlatmak oluyor.

Ne mi söylemek istiyorum, çok basit: Benim gibi insanlar kendisinden 45 cm kısa olan koltuklara sığınmaya çalışıyorlar; kendilerini onun içinde eritmek, yok olmak istiyorlar. Biliyorlar ki o koltuk onlar için küçük; ama bu hiçbir şeyi değiştirmiyor; yine de onunla birlikte olmak istiyorlar, onunla yakınlaşmak, onunla rahatsız olmak, onun birlikte göçmek. Benim gibi insanlar güzel olan hiçbir şeye hakkı olmadıklarını düşünüyorlar. Böyle olduğu için de sürekli güzellikten kaçınıyorlar; onu yakaladıklarında kaza eseri, onu parçalamak ve yok etmek içine elinden geleni ardına koymuyorlar. Ama biliyorlar sonlarını, bundan hem korkuyorlar hem de kabulleniyorlar: yokluk içinde yokluk.

Şairin dediği gibi: Bazı güzellik peşinde koşar ve onu yakalar

Bazıları ise sadece güzelliğin ne olduğunu anlamak için ölür

Güzel olan da güzel için de ölen de

… gerisini hatırlayamadım, zaten salladım.

Tüm bu yazdıklarım 1.40’lık yatacak bile döşekleri olmayanlar için, X yaşında toprağa girip daha dar yerlere mahkûm olanlar için. Benim gibiler ancak o hatıraların yansımaları, ekoları… Ben bir ekoyum 25 sene evvel ortadan kalkması gereken; ama maalesef hâlâ eko olmam gerekli ki…

Reklamlar
Bu yazı Yazılar Çiziler içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s