Çizmeli Kedi ve Meraklısına Akıl Oyunları Dergisi

Not: Aşağıda anlatılanların tamamı kurmacadır, hayal ürünüdür, gerçek kişilere yer verilmemiştir… Sanırım…

Masalların arasında zeka oyunları kısmına en uyacaklardan bir tanesiyle karşınızdayız. İşte her Meraklısına Akıl Oyunları Dergisi abonesi bir gün bir Çizmeli Kedi olabilir. Aslında derginin mottosu da bu olabilir: Haydin Çizmeli Kedi Olalım!

Masalımız bir değirmenci ve üç oğluyla başlar. Her masalda olduğu gibi yine en küçük olan miras paylaşımı sırasında avcunu yalayacaktır. Değirmenci amcanın vefatından sonra büyük oğul değirmeni, ortanca oğul değirmen taşının dönmesini sağlayan eşeği, küçük oğul da un çuvalları arasında cirit atan fareleri yeme görevini yürüten kediciği alır. Tabii gerçek dünya şartları altında baktığınızda kediyi alanın öyle güzide bir mala mülke konmadığını anlayabilirsiniz.

Mahsun ve mutsuz küçük oğlan bir süre soran kedinin konuştuğunu öğrenir, şaşırır; bari gideyim sirke falan satayım [para kazanmak için sirke satmayacak, Sirk’e satacak, Freak Show]. Lakin Çizmesiz Kedi, hemen sadede girer. Genç adamdan öyle atla deve bir şey de istemez, bir çizme bir de ayakkabı kutusu ister. Küçük oğlan soracak olur, hayırdır bilader ne alaka diye. Ama kedicik çizmeleri ve kutuyu alıp tabanları yağlar ve soluğu halkın ormanında alır.

Ben daha bir veletken ananem kuşlara kapan kurmayı öğretmişti bana. Bir tane kutumsu bir şey alıyordunuz. Onun bir tarafı havada kalacak şekilde bir dal parçasıyla destekliyordunuz. İç tarafa da kuşun sevdiği buğdaydır, arpadır vb şeyler yerleştiriyordunuz. Kutuyu bir kenarı üzerinde havada tutan dal parçasına da bir ip bağlayıp, o ipin bir ucundan saklandığınız yere doğru çekiyordunuz ve avınızı bekliyordunuz. Kuşcuk habersizce buğdayları yemeye başladığında ve tam olarak içeriye girdiğinde, olanca kuvvetinizle ipi çekiyordunuz, dal yerinden çıkıyor ve kutu kapanıyordu. Akabinde kutunun yanına gidip, hafifçe kaldırıp elinizi içeriye sokuyordunuz ve kuşu yakalayıp dışarı çekiyordunuz. Sonrasında kuşla ne yapacağınız tamamen size kalmış. Burada bir masal söz konusu olduğundan, ananemin o kuşlara ne yaptığını anlatmayacağım. Küçük insanların zihinlerini karartmayalım.

Çizmeli kedimiz de efendisinden aldığı sermayeyi iyi değerlendirmek istemektedir. Tüm planlama yapılmıştır [Tasarlama]. Kutu içerisine ormanda bulduğu tonla yeşilliği atar. Ayakkabı kutusunun içi tonla yeşillikle dolmuştur. İnanın uzaktan baksanız, çil çil dolarcıklar bile diyebilirsiniz bu görüntüye; öyle astigmat falan olmanıza gerek yok. Köşeye siner ve beklemeye başlar. Bir tavşancık aç karnını teskin etmenin, başına neler açacağını bilmeden kutucuk içindekileri yemeye başlar ve Çizmeli Kedi tavşanı kıskıvrak yakalar. Hatta dedikleri gibi “Olur böyle vakalar Türk polisi yakalar” minvalinde. Tavşancık babasını ünleyecek olur; ama iş işten geçmiştir. Çizmeli Kedi kutuyu yakaladığı gibi o bölgenin en büyük sarayının sahibi olan Büyük Padişah’ın yanında alır. Padişah’a: “Ulu Padişahım! Bu güzel taze tavşan sizin için, Efendim Marki’den armağandır.” der.

Bu armağan verme olayı belli bir süre daha devam eder. O sırada Çizmeli Kedi sermaye olarak neleri kullanmıştır bilemeyiz. Lakin tam olarak yaptığı küçük parçaları kullanarak büyük parçaları elde etmek; oradan da anlamlı bir resme ulaşmaktır. Bu bizim parça bütün ilişkisi dediğimiz hadisedir.

Cizmeli 1[Kaynak: http://www.angelfire.com/art2/petrikovka/pussinboots.html%5D

Eğer bir bünyeyi sürekli aynı tarzda bir gerileme tabi tutarsanız, bünye bir süre sonra, o gerilim onun için acı verici bile olsa ya da tatlılık verici, onu arzulayacak, eksikliğini hissedecektir. Siz buna ister madde bağımlılığı deyin, isterseniz güçsüzlük deyin; lakin öyle değildir. Bu isteme olayı istemdışıdır, gayri ihtiyaridir. Bünye bunu almadığında mazallah krize bile girebilir. O yüzden bu gerilimi sağlayan kişi ya da nesne, karşı taraftan bu sürekli gerilimi uygulayarak elde etmek istediği şeyi elde etmek için tam olarak doğru zamanda hamlesini yapmalıdır. Bu biraz ince işlilik ister, bunu ancak gözlem yeteneği gelişmiş, neredeyse olası tüm ihtimalleri düşünebilen bünyeler gerçekleştirebilir. Burada da Çizmeli Kedimiz, yukarıda anlattığımız gibi, padişahta oluşturduğu her gün hediye şartlandırmasını nihayete erdirmek için doğru zamanda hamlesini yapar.

O kadar sıkı fıkı olşmuşlardır ki Padişah ve Çizmeli, Padişah Efendi Çizmeli’ye yarın, gün doğumda kızlarıyla gezintiye çıkacağını, hatta takip edeceği rotayı da anlatmıştır. Çizmeli Kedi müsaade isteyerek saraydan ayrılır ve kurmay(c)a başlar. Bir Rus sinema adamının dediği gibi: “Kurgular ancak siz onlara inandığınızda gerçek olurlar.” Efendisinin yanına vardığında ona yarın çok büyük bir işleri olacağını, o yüzden onun dediklerine harfiyen riyaet etmesini söyler. Değirmencinin genç oğlu (yarından itibaren Marki olara anılacaktır) gıy gıy edecek olup, ülen yürü git, sen altı üstü bir kedisin; hadi taş çatlasın bir çizmen var. Hem haftalardır yüzünü gören cennetlik, ben mi yapacağım senin dediklerini harfiyen. Hiç soruyor musun aç mıyım açıkta mıyım; daha babamın ölümünü bile atlatamadım. Hatta komşuların dediğine göre ağabeylerim benimle dalga geçiyorlarmış, nasıl kakaladık kediyi aptala diye. Bir de gidip güç birliği etmişler, değirmen sayısı ikiye çıkarmak için girişimde bulunuyorlarmış. Oysa ben burada ne yapıyorum, çizme giyen aklı kıt bir kediyle vakit öldürüyorum. Off talihsiz başım, caaanım başım benim! diyecekmiş; ama Ahmet Kural‘ın dediği gibi “…diyememiş ya lan!”

Uzaklardan gelen atlıları ve yanındaki muhafızları görünce Çizmeli, hemen efendisine hadi çıkar üstündekileri ve şuradaki suya gir demiş. Genç efendi, şaşkın, battı balık yan gider mantığında, madem bu deliyi dinledik buralara geldik, ha soyunuverelim ne çıkar deyip cıbıldak kalıvermiş. Atlılar yaklaştığında, Çizmeli kurguladığı sahneyi hayata geçirmeye başlar:

– Amman efendim, cannnıımm efendim, nasıl olur, nasıl yaparlar size bunu!

Padişah Çizmeli Kedi’yi görür, tanır

– Ne oldu Çizmeliciğim?

– Amman ulu padişahım, hiç sormayın. Efendim Marki serinlemek için şuracıkta suya girmişti, lakin ayağına kramp girdi, gördüğünüz gibi can çekişiyor.

– Padişah özel kuvvetlerine, de goşturun Marki’yi kurtarın diye emir eder.

Neredeyse tüm koruma alayı, hücum etmiş suya ve Marki’yi yarı baygın, yarı solgun çıkarırlar. Bu sırada Çizmeli yardırmaya devam ediyor:

– Padişahım siz çok yaşayın! Ben kediyim, sudan korkarım. Efendim Marki öyle çaresizce batıp çıkınca, atayım dedim kendimi suyun içine; ama sizin geldiğinizi görünce, bir çare bekledim. Lakin bu karmaşada efendimin değerli eşyalarını haydutlar iç etti, ne fena!

Koca padişah emreder ve Marki bir anda pahalı elbiselerin içinde bulur kendini. Hoş adamın ölçüsüne göre elbiseleri nerede saklıyorlarsa artık. Ama Padişah bu, ister yanında her ölçüde elbise taşır, ister gider kendine 1150 tane odalı saray yaptırır.

Çizmeli Kedi Padişah’a: ” Şanı büyük efendim, biz de Efendim Marki’nin yazlık sarayına geçiyorduk, sizinkinden büyük olmasın. Eğer zamanınız müsaitse, gidip de sarayınızda elektrik parası ne kadar gelmiş, ne olacak bu aç halkın hâli diye hesap kitap işlerine girmeycekseniz, buyurun bize gidelim.” Padişah memnuniyetle kabul etmiş. Efendi Marki, hâlâ ne olup bittiğini anlamadığı için, çok da faal işlere girmemeye özen göstererekten, oradaki Padişah kızlarıyla hemhal olayım bari deyince; yine masal işte, ilk görüşte aşkı tatmış. Çizmeli Kedi müsaade istemiş gocaman padişahtan. Padişah ne ayak len diye sormaya yeltendiğinde kedicik: ” Padişahım, siz sarayımıza varana kadar tüm hazırlıkları tamamlamamız gerek ki; sizi fakir bir sofrada ağırlamayalım.” Padişah memnun, gülümseyerek, tamam demiş.

Yazlık saraya doğru giderken kedi (tabii ki henüz öyle bir yer yok, kedicik bunu icat(r) etmeye çalışıyor) tarlalarda çalışan insanlar görüyor. Eyy insanlar diyor, fukaralar, yazın kavurucu sıcağının altında ellerinde çapalarla, tırpanlarla çalışmakta, şöyle göz ucuyla kediye dönüp bakıyorlar. Büyük bir zat olduğunu hemencecik anlıyor köylüler. Nereden mi, elbette çizmelerinden. Çizme mevki, makam gösterir; o yüzden maden işçilerinin babalarının ayağında bir çizme dahi olmaz. Çizmeli, emreder tonda tarladaki köylülere diyor ki: ” Birazdan buradan Padişah geçecek [ilerigörüşlülük] ve size soracak kimin buralar diye. Siz de Marki efendimizin diyeceksiniz.” Köylüler çizmeler karşısında iman ederek tamam derler. Bu tarla faslı ilerleyen metrelerde birkaç kez daha tekrarlanır ve Çizmeli Kedi en son durağa, yani bu tarlaların asıl sahibi olan DEV’in Sarayı’na varır. Kanaatimce her şeyi önceden planlamış bu kedicik. Buraları hem etüt etmiş, gözlemlemiş, DEV’in ne zaman dışarıya çıktığını, tarlalarını gezdiğini, ne zaman misafir kabul ettiğini hep not almış. Ve aslına bakarsanız da, Padişah’ı tam olarak bugün kızlarıyla gezmeye gitmesi için ikna eden, manipüle eden de Çizmeli. Çünkü her şey olması gerektiği gibi olmak için sıralanmış.

Cizmeli 2[Kaynak: http://www.angelfire.com/art2/petrikovka/pussinboots.html%5D

Tarlalardan bir bir geçen Padişah, her tarlanın önünde, onun üzerinde çalışan işçilere buralar kimin diye sorduğunda Marki efendimizin cevabını alıyor. Tabii aynı arabada bulunan Marki’nin dünyadan haberi yok, o Padişah’ın kızının içine düşecek.

DEV’in Sarayı’na girer Çizmeli. DEV, DEV gibi bir koltukta oturmaktadır. Hayırdır der Çizmeli’yi görünce. O da: “Ey büyük DEV! Senin namını, şanını fersah fersah ötelerden işittim, fani gözlerimle bir görmek istedim ve o kadar yolu sırf senin ihtişamını görmek için teptim.” der yalakalığın dibine vurarak. DEV; kıkırdar. Çizmeli, DEV’e: “İşittiğime göre senin sihir gücünün sınır yokmuş, bir anda istediğin şekle girebiliyormuşsun; mesela kocaman bir aslan olabiliyormuşsun…” dediği anda DEV, koca bir aslan şekline girer, kükrer ve o an canlanır: Bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi, fareden korktu kedi, kedi pırrrr uçuverdi… (benim çocukluğumdandı bu)

Cizmeli 3

[Kaynak: http://www.angelfire.com/art2/petrikovka/pussinboots.html%5D

İşte Çizmeli Kedi abimiz, DEV’i kılıktan kılığa sokar; aynı yukarıdaki gerilim örneğinde olduğu gibi. DEV hızını almıştır, alkışların, üfff ne biçimlerin biribinparadır. Tabii ki artık direksiyonda olan DEV değil, Çizmeli Kedi’dir, çünkü yeterli gerilime maruz kalmış ve kontrolü kaybemiştir. Tam o an geldiğinde Çizmeli: ” Ey yüce DEV! Hep kendin gibi büyük, muhteşem varlıklara dönüştün, acaba, kendinden metre küplerce küçük hacimdeki bir fare olabilir misin?” diye sorar. DEV fare doğurur ve fareyi de Çizmeli, o ne olup bittiğini bile anlamadan mideye indirir. Tüm her şey bunun için kurgulanmıştır zaten.

Padişah, Marki’nin Sarayı’na vardığında, DEV’in Sarayı artık hakikaten Marki Sarayı’dır. DEV’in o gün için arkadaşlarına vereceği DEVLER GİBİ EĞLENDİK PARTİSİ hazırlıkları Padişah’ı ve alayını karşılama olayına dönüşmüştür.

İşte tam o gün bir Marki doğar, Çizmeli bir Kedi’nin sayesinde. Bu zenginlik karşısında dili tutulan Padişah, kızını Marki’ye verir. Genç Marki de tüm bunların olmasını sağlayan Çizmeli Kedi’ye şükran borcunu ödemek için, en iyi masalcıları işe alır ve onlara bu masalı yazdırır. Ama tek bir şartı vardır, ancak Padişah öldükten sonra yayınlanacak.

İşte, bir Çizmeli Kedi olup, ya kendinizi, ya da Markileri zengin etmek istiyorsanız, mutlaka Meraklısına Akıl Oyunları Dergisi‘ne abone olmalısınız. Çünkü hep bunlardan bahsediyoruz biz derginin içinde, hep hep bunlardan.

Reklamlar
Bu yazı Meraklısına Akıl Oyunları Dergisi içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s