15’inci 24 Saat Zeka Oyunları Yarışması – Bölüm 2: Hatalar Öldürmez

Bunu dinleyin, ne zararı olur:

Zeka Oyunları çözerliği düzen, disiplin, inanma ve çalışma işidir. Bunlardan biri ya da birçoğu eksikse asla iyi bir çözer olamazsınız. Ne yaparsanız yapın, ne kadar zeki, kıvrak olursanız olun, fark etmez. Özellikle disiplin ve düzenli çalışma. Bunu bir spor gibi görmeyen herkes kaybetmeye mahkum. Spor gibi görenler, hatalarından ders alıp onların zararını azaltanlar, üzerine koyanlar, diyet programı gibi kendisine program çıkartıp, bu işi hayatının bir parçası hâline getirenler, büyük bir çözer olmaya namzettirler. Olurlar demiyorum, olabilirler. Çünkü yukarıda saydıklarımın dışında bir de uygun potansiyeliniz olması gerekiyor. Bu olmadan gelebileceğiniz yer sınırlı. Madem yeri geldi, birkaç isim verip örnekleyeyim:

Mehmet Murat Sevim‘den önce Türkiye’nin, TBT‘den çıkan aynı kalitede adamlar yok muydu? Vardı, belki Murat’tan daha iyileri vardı. Ama Murat’ın yapıp da onların yapmadığı bir şey vardı; ki o da Murat’ın bunu her zaman yapılabilecek, çözülebilecek bir denklem gibi görmesi. O yüzden dünya derecesi alması, büyük işler yapması onun için ekstra, inanılmaz şeyler değildi. O sadece elindeki potansiyeli billiyordu ve disiplinli bir şekilde çalıştığında, sürekli üzerine koyarak gittiğinde neyi elde edeceğine emindi. Önceki tecrübeleri sürekli bunu ispatlar nitelikteydi. Bu ne Hüsnü’de, ne Ferhat’ta, ne Ümit’te ne de eskilerdeki adamlarda vardı (Çoğuyla tanışamadık, genelleme yapıyorum 🙂 ) Ama Murat çıtayı öyle bir koydu ki, artık ardından gelenler ne yapmaları gerektiğini biliyor. Örnek vereyim mi size, Mehmet Durmuş, Beri Kohen, Hazal Zenger, Mustafa Koyuncu, Yunus Emre Büyükkale vb. Bu çocuklar Murat’ın ve diğerlerinin potansiyeline sahip; ama bir artıları da Murat gibi disiplinli olabileceklerini göstermeleri; kendilerine ve ne yapmaya çalıştıklarına saygı duyuyorlar. Nereye mi bağlayacağım Sayın İzleyici, ben hiçbir zaman bu insanlar gibi olamam. Küçük yaşta birileri bana disiplini öğretseydi, ya da rehberlik etseydi belki; ya da potansiyelimin ne denli inandırıcı olabileceğini gördüğüm 17, 18’li yaşlarımda yine birileri bana bunu yapacaksın deseydi, yine belki. Benim görevim iyi bir çözer olmak değil, iyi çözerlerin doğmasına ve kendi yollarını bulmasına yardım etmek. Artık ne kadar edebilirsem. Bunu da bir sahneye bağlayacağım ilerleyen satırlarda, unutturmayın 🙂 Çünkü doğmasına yardım etmek dediğim şey benim öyle kolaylıkla kendime kabul ettirebildiğim bir şey değil. Yine unutmayın, karşınızda sağlam bir Narsisist var 🙂 Defaatle birçok yerde bunu kabul edip, aynı zamanda reddettim; ama şimdi siz, bağrıma bastığımı düşünün :).

Yönerge çalışacak vaktim olmadı. Hiç iyi değil bu. Ne kadar disiplin yoksunluğunu ve saygısızlığı gösteriyor. Ne yani yemek yemek için vakit bulabiliyorum; ama senede bir kere olan, benim de ölüp bittiğim bir yarışma için yönerge çalışacak vakit bulamıyor muyum? Olmadı, bulamadım. Uçakta çalışırım dedim, ama bir yerden sonra uyumuşum. Otele varıp da, pencere sefasından sonra başladım. Sıradan her şeyi çözüyorum, önemli kuralların altını çiziyorum. Çünkü yarışma esnasında bölümler o denli hızlı ilerliyor ki, bazı kuralları unutuyorsunuz. Hazırlayan kişi bazı klasik soruların bile kurallarında oynamalar yapabiliyor. Örneğin bir bölümde Japon Toplamları sorusunun ipuçları sıralı olarak verilmişken, bir başka bölümde sırasız olarak verildiğini söylüyor. Örneğin bir bölümde Mağara sorusunda mağarada herhangi bir 2×2’lik alan yok derken, başka bir bölümde aynı soru olmasına rağmen olabilir diyor. O yüzden birçok şeyin altını çizmeniz gerekiyor. Bunun önceki yıllarda çok sıkıntısını çektiğimden biliyorum.

Tabii ki yetişmedi. Düşünün 13 bölüm var, her bölümde ortalam 13 soru var, 170′ e yakın soruya bakmanız lazım. Daha akşam hoşgeldin yemeği ve ardından soru cevap kısmı var. Tabii yönergeye çalışmamışsanız nasıl soru soracaksınız. Ama en azından diğerlerinin sorduğu soruları dinler, ona göre not alırım dedim. Öyle de yaptım, akşam yatmadan önce, Peter yatmaya hazırlanıyordu, adamı rahatsız etmemek için ben de yatayım dedim. Ne de ince bir adamım ha (!). Sabah erkenden kalkar gerisine bakarım diye de avuttum kendimi. Tabii bunu yapamayacağımı biliyorum, rahatlatma işte.

Sabah kalktım, karşıdaki markete gidip bol glikozlu şeyler aldım, kafeinli şeyler falan. Salona gittim, millet kahvaltı yapıyorken ben de en azından bakmadığım bölümlere bakayım derdindeydim. Salon yenilenmiş hakikaten. Eskiden daha eski ve daha karanlıktı. O da güzeldi ama. Kendime bir yer beğendim, yerleştim ve hızlı hızlı okumaya başladım yönergeleri. Her neyse, ilk bölüm geldi. İnsanlar yerlerini aldı. Bu sene soruları ayarlayan, kontrol eden, eski Dünya Zeka Oyunları Şampiyonları’ndan biriydi: Pal Madarassy. Pal, inanılmaz kral ve bir o kadar eğlenceli, hoş sohbet, esprili bir adamdır 🙂 Saygılarımı sunarım.

Bölüm 1 Silke Berendes: Çok fazla soru olan bölümlerde pek iyi değilim. Çok fazla soru demek, çok fazla irili, ufaklı puanlara bölünmüş demek. O yüzden toplamda iyi bir puan almak, özellikle böyle bölümlerde hayli zordur. Bir de puan kısmında doğru bir ayarlama yapılamamışsa (sağlam bir yarışma bölümü hazırlama tecrübe gerektirir, o yüzden her soru hazırlıyorum diyen, sağlam bir bölüm hazırladığını iddia edemez).

Hibritlerden oluşuyordu bölüm, bir soru başka bir sorunun parçası olmuş, kuralları hemhal olmuş. Bunu anlarım bir yere kadar, ama neredeyse her şeyi bu mantıkta yapmanın anlamı yok gibi geldi bana. Klasik sorular da vardı; ama örneğin bir Slitherlink (Çit) sorusu vardı, çözemedim. 10 yıldır Çit çözüyoruz :), ama olmadı, bir de 40 puandı. Yani şöyle bir hesaplama yaparsanız eğer, her bölüm 1000 puan, 100 dakika. Demek ki dakika başına en iyi çözer 10 puan alırsa tüm soruları çözecek ve 1000 puan alacak. Ama tasarımcı en iyi çözerin her şeyi çözemeyeceğine göre bölüm hazırlar. Bu bölümde en iyi Nikola yapmış 875, yani dakika başına 8.75 puan. Demek ki 40 puanlık bir soruyu yaklaşık 4.5 dakikada çözmüş. Ama en azından ben Çit’i çözemedim, salladım, ama gitmedi.

Bu bölümdeki en büyük hatam işlem yapabilme kabiliyetime güvenmem oldu. Özellikle matematiksel işlemlerde bir miktar yetenekliyim, toplamada. Toplamaya dayalı oyunlar benim için hem eğlenceli, hem de kısa sürede tüketebildiğim oyunlar. Bu özelliğime güvenerek, karalamalı oyunlardaki -ebilme kapasitemi dikkate alarak “Coral-Japanese Sums” sorusuna giriştim belirli bir dakikadan sonra. 80 puandı, yani Nikola süresiyle 10 dakikada çözülebilirdi. Dedim ya toplama ve karalamada iyi olunca (ya da x ve y’de iyi olunca diye anlayın siz bunu), iyi çözerler seviyesine çıkabiliyorsunuz o türlerde. Yani genelde değil de iyi olduklarınızda onlarla aranızdaki farkı kapatabiliyorsunuz. Sanırım 15 dakikam gitti burada, sağ yarısını yapabildim ancak sorunun. Bir de patlamaya başladı, bir türlü olduramadım ve 15 dakikam, yani Nikola süresine göre, yaklaşık 133 puanım havaya uçtu gitti. Sonra ne yaptım, tabii ki gidip bir tane Klasik Japon Toplamları çözdüm, en azından aldığım zararı azaltayım diye. O da zorlamadı desem yalan olur, maşallah inci gibi örülmüş. Ben de hazırlasam ancak bu şekilde hazırlardım; ama yine ederi 60 puan mıydı, tartışılır.

Sonuç olarak eğer yönergeye önceden çalışmış olsam ve yeni türlerle ilgili bir miktar kafa yormuş olsam, 600 puan civarı almak gayet kolay olurdu. Aldığım puan ise 400.

Bölüm 2 Indian Part 1

Bu bölüm mahvetti beni. İlk iki bölümün sonuçları açıklandığında 17’nciydim. Sebebi de bu bölümde yaptığım inanılmaz yanlış tercih ve hatalar. Halbuki muhteşem bir bölümdü.

Belirlediğim sırada yüksek puanları sindire sindire yoluma devam ettim. Gayet de güzel gidiyordu, herhangi bir patlama olmadan. İlk hatamı şurada yapmışım, çok feci. 70 puanım gitti bu yüzden. Sudoku’nun tam orasını nasıl yaptığımı da biliyorum: 6-7-8 her ikisinin de ardışığı 6 dedim ve ona göre sıraladım, düşünmedim bile 🙂

Prasanna 1

Şimdi bir diğer hata geliyor, bu soru bir Japon sorusu, Light and Shadow. JPC’lerden birinde soruldu. Bu soruyu zeka oyunları dünyasına tanıtan, bu sorudan hazırlayan adam da acizane benim 🙂 Çok kısa sürede çözdüm, ederi 60 puandı. Ama kontrol etmedim, ne de olsa hiçbir şeyi sallamadım. Bir, yaptığım hatalardan biri karalamaktı. Karalamak iyi bir işaretleme yolu değildir, görüşünüzü engeller. Onun yerine çizgi çizsem daha iyiydi. Eşeklik bende.

Bolum 2

Şimdi de en ölümcül hataya gelelim. 240 puanlık Linked Minesweeper and Nanro diye dörtlü bir soru var. Özellikle Nanro ve Hazine Avı, gayet başarılı olduğum türlerdendir kendileri. Bir de bunlara “Mastermind” formatı işlenmiş, yime de yanında yat. Kanaatimce son 25 dakikada giriş yaptım bu soruya. Ne de olsa çözecektim ve 1000 puanın çeyreğini buradan alacaktım. 240 puandı kendileri. Böyle sorularda sallayamazsınız, burası böyle olsun diyemezsiniz. Adım adım gitmeniz gerek. Çünkü birbirine bağlı 4 sorudan bahsediyoruz. Eğer sallarsanız ve tutmazsa, altından kalkamazsınız. O yüzden ihtiyatı da elden bırakmadan adım adım ilerledim. Dediğim gibi TVC‘lerde bu şekilde dörtlü sorular hazırlamıştım, zaten oradaki kural devşirilmiş. Az çok nasıl numaralar yapılacağını biliyordum. Ama tam da öyle değilmiş, soru türleri değişince bir miktar mantık da değişiyormuş 🙂 Süreye baktığımda 17 dakika vardı, epey ilerleme kaydetmiştim. Ama bir daha bakıp da 8’i görünce olmayacak hissi sarmaya başladı. Bu hiç iyi bir şey değil. Ya risk alıp ufak ufak sallayacaksınız, ya da en azından bir ya da iki tanesi bitireyim de onların puanını alayım diyeceksiniz. Ben ikinci yolu tercih ettim, ama böyle birbirine bağlı sorularda, sorular ancak en son hep beraber çözülürler. Yani siz birini çözüp bitirmişseniz, mekanik olarak diğerleri de çoktan bitmiştir. İşte bunu atladım. Ne mi oldu, 25 dakikam boşa gitti, onlarca puanım çöp oldu. Başladığım işi bitiremedim. Halbuki şunu deseydim, 240 puanlık soruyu çözmeyeceğim, o olmazsa toplam bölüm puanı 760, o da yeter de artar bile deyip, diğer soruları çözmeye devam etseydim, çok daha doğru bir karar olacaktı benim için. Ama işte, soru çözmeyip, yılda bir kez böyle bir organizasyona katılırsanız, aldığınız kararlar epey ölümcül olabiliyor. Bu bölümde Robert 885 ile en iyi neticeyi alan adam olmuş. Benim aldığım puan ise 345’ti. 130 doğrudan patlayan ve 240 çöpe giden. Varın zararı siz hesap edin 🙂 Sorunun sonlarına, yani bölümün bitimine doğru sallayayım dedim, en azından birinden puan alayım diye; ama o da olmadı. Hakem abiler de işaretlemişler 🙂

Bolum 2-2

Bölüm 3 Zoltan Horvath

Zoltan iyi bir çözer olmasının yanında iyi bir tasarımcı da. Gayet leziz bir bölümdü, gayet hem de. Hiçbir hata yapmadım, girdiğim tüm soruları çözdüm. Almam gerekeni aldım bu bölümde. Tek bir şey oldu, o da Excluesive Mix denen soruyu 4 defa falan çözmek zorunda kaldım 🙂 Hiçbir zorluğu yoktu; ama sanırım koordinat sistemine bağlı 4’lü bir soruydu. Konumda bir yerde hata yapmışım, ve bunu defalarca farklı hücrelerde tekrar edince sürekli patladı. En sonunda yavaş yavaş çözdüm, oldu. Burada süre kaybettim, belki en fazla 10 dakika. Ama böyle şeyler herkesin başına gelir, belki başta tedbirli çözseydim birkaç soruyu da bitirip daha kuvvetli bir netice alabilirdim. En iyi yapan Nikola 840’la, aldığım puan 590.

Bölüm 4 Japanese Round

Adamlar muhteşem soru tasarımcıları, ama geçen seneden tecrübeliyim, soruları sert oluyor. Yani deneme yanılmalı sorular hazırlıyorlar demiyorum, numara içinde numara yapıyorlar. Güzel soruların olmazsa olmazlarından. Ama bu işi bir miktar zorlaştırıyor işte. Geçen sene epey kötü yapmıştım, bu sene biraaz daha tedbirli olayım dedim. Çok işe yaradı mı, azıcık yaradı. Burada da ilk bölümdeki gibi bir etki vardı, çok soru, puanlar çok fazla dağılmışlar oraya buraya. O yüzden yukarıda dediğim gibi bu tür bölümlerde yüksek puan almak epey zordur. Çünkü her soru bir mücadeledir ve tasarımcı sizi olabildiğince mücadele içine sokmaya özen göstermiş anlamına gelir. Eee siz de insansınız, konsantrasyonunuzu sonuna kadar sağlayamacağınız ortada, her soruda aynı performansı gösteremeyeceğiniz aşikar. O yüzden çaptan düşecek ve dakika başına aldığınız puan azalacak.

Daha yenice gördüğüm sorular vardı. Örneğin Sukoro. Gayet eğlenceli bir soru. Yaptığım aptallık şu: Sorudan 3 tane var, kolaydan zora. Daha önce bu soruyu hiç çözmemişim, ancak bölümden önceki arada yönergedeki örneği çözmüşüm, ve tamam güzel, mantık basit demişim. Bölümde yaptığım şey de ilk önce en zoru çözmeye kalkmak. Pek güzeldi ama, çok güzel ayarlanmış. İlk başta numarayı anlayamadım, ama sonra birkaç deneme ile fark ettim, ona göre hemen doldurdum. Lakin iş rakam yazma kısmına gelince epey patladı, çünkü bir şeyleri es geçmişim. Lakin temiz bir şekilde, olması gerekenden bir miktar uzun sürse de çözdüm. Sonrasında da kolayları hallettim.

Ya da bir Tren sorusu. Gözüm kapalı çözerim diyordum, o kadar laubali yaklaştım ki soruya 3-4 dakika geçmesine rağmen olmadı. Böyle olmayacak dedim, adım adım yaklaşayım, soruya biraz saygın olsun deyince çözüldü. Büyüğünü çözmem daha az zamanımı aldı, çünkü saygu duymaya, serkan o kadar hazırlamış olabilirsin bu sorudan; ama bunlara da saygı göstermelisin deyince oluverdi 🙂

Bu bölümde 3 sorum patladı, ilki aşağıdaki Slalom sorusu. Kontrol de ettim, ama kaçırmışım kanaatimce. Kapalı bir bölge oluşmuş içerde 🙂

Japan

Aşağıdaki ise, oraya not da almışım görebilirsiniz. İşte yönergeyi daha önceden çalışmamanın zararları. Sorular çok çözümlü çıkıyor, çıkmaması gerek. Adamlar bir defa Japon, hata yapmazlar bir de bunları Pal kontrol etti. Hata olma ihtimali neredeyse yok denecek kadar az. Ama yine yazdım oraya, çok çözümlü diye, bir sonraki soru da öyle çıkınca, oraya not düştüm: “Bir şeyleri mi atlıyorum?” diye. Hakem de evet demiş. Bölüm sonrası Pal’a sordum, yılanlar birbirlerini görmeyecek dedi, nerede yazıyor dedim, yönergede var dedi. Ama vallahi ne yalan söyleyeyim ben o cümleyi kesinlikle öyle anlamadım 🙂 Zaten ikinci de çok çözümlü çıkınca bir şeylerde sıkıntı var deyip üçüncüden uzak durdum 🙂 Tabii ne oldu, bana 7-8 dakikaya mal oldu bu, ve karşılığında herhangi bir puan alamadım.

Japon 2

Bu bölümün en iyisi 705 puanla Peter, aldığım puan ise 480.

—Burada ara vereyim. Tahminimden fazla detay verdim, şimdi Soğukçu zamanı, açım valla. Gerisine yarın falan devam ederim. Sizi de çok ilgilendirmiyordur kanaatimce zaten yukarıda anlattıklarım. Bu resimler ne falan gibilerinden 🙂

Reklamlar
Bu yazı Puzzle Competitions içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s