Pratik Matematik’in İddialarına Cevaplar II

Buradan mevzuya girenler için, ne ki len bu diyenler, öncelikle bunu okumalısınız (maalesef, yapcak bişi yok:) ): Pratik Matematik’in İddialarına Cevaplar I

Amerikan filmlerinde bazı sahnelerde telaffuz edilirdi, hasta olurdum; dilimiz her ne kadar Türkçe olsa da lütfen telaffuz etmeme müsaade edin, pek hoşlanacağım çünkü söylemekten 🙂

Shall we begin?

Bu yazıyla birlikte bitirmeyi planlıyorum, valla işim gücüm var… Kemal Sunal’ın “Kiracı” filminde, ev sahibi müslüman amcamızın sıklıkla dile getirdiği gibi (izlemediyseniz izleyin 🙂 ): “Allah’ın bize bahşettiği kıymetli nefesimizi boşa harcamayalım.” O yüzden birkaç nefes daha üfürdükten sonra bu yazı altında, nihayete erdireceğim.

Hemen bir sonraki resme geçelim, oradan da ilk yazıda tahaattüt ettiğim şeyleri de zikret ederek, bol bol kaynak göstererek ilerleyelim.

Resim C.

Pratik Mat 3

Burada konuşmacı S uygulanan ya da uygulandığını düşündüğü eğitim metoduyla ilgili birkaç kelam ediyor. Bir şart cümlesi kurarak, eğer öyleyse Saygım sizinle olsun (May the Force be with you) diyor. Maşallah… Bir de derler Türkiye’de insanlar farklı düşündüklerinde birbirleriyle anlaşamıyorlar diye, ne gada yalan canım. Yukarıdaki konuşma bile bize bunun aksini kanıtlar nitelikte. Ya da belki bu konuşmacılar “eğitimci” olduklarından anlaşabiliyorlardır. Her neyse biz devam edelim. PM de Konuşmacı S’nin bahsettiği şeylerdeki anlam kargaşasını ortadan kaldırmak için açıklamalar yapıyor.

Burada PM matematik odaklı bir yaklaşımları olduğunu anlatmaya çalışıyor, boşuna pratik matematik dememişler kendilerine. Müze diyor, evrensel matematik diyor (Çok severim evrensel lafını, müzik, resim, insan sevgisi, hepiciği goca Evrensel Küme parçaları, ne güzel yav:)); ama işte tam o noktada nedense yine bize laflar söylüyor. İlginç, neden? Konuşmacı S, konuşmanın bu kısmında bizi zikretmiyor, anlamadığı ya da anladığını sandığı birkaç şeyi paylaşıyor. Ama nedense PM hızını alamayarak lafı yine getirip TBT’ye çakıyor. Yok, bu çakmak olayından kolay kolay vazgeçmem. Madem bu kadar çakmacıyız, o zaman fiilin, bazı durumlarda fiilimsinin hakkını vermek gerek 🙂

Şimdi son cümleleri buraya taşıyacağım, ama yine bir tespitimi acizane sizinle paylaşmak isterim. Üniversite hazırlıkta bize argumentative essay gibi değişik kompozisyon formatları öğretmişlerdi. PM’nin yazdıklarını da ona benzetiyorum, hep bir conclusion (Sonuç, netice, toplama, Ez cümle deme) ile, “Çakma TBT” diye kurduğu thesis (sav, tez, gizli ya da açık anafikir)’ını kuvvetlendiriyor 🙂 Kısaca size şöyle betimleyeyim de daha sağlam otursun.

“Dünya bir toz gaz bulutu idi. Sonra Türkiye oldu, sonra İstanbul filan. TBT’ciler doğdu. TBTciler dünya üzerinde 1992’den bu yana yaşayan bir “grup” olarak sürekli çakma işler peşinde koştuklarından çok terler ve pis kokarlar.” – Thesis

Bir sonraki paragraf ise şuna benzer: “TBTcilerin kafası basmadığından, “mükemmel akıl”lara sahip olmadıklarından, sürekli taklit ve tenkitçidiler… Bu yüzden de sürekli bir çakma, çakmalar peşinde koşarlar, bu da vücutta ter yapar.

Bir sonraki paragrafta da TBTcilerin neden koktukları anlatılır.

Son conlusion (toplama, ahan da bu yüzden deme, thesis farklı cümlelerle tekrar terennüm etme) kısmında da TBTciler bu yüzden çakmaktaşgil ailesine mensuptur ve bu kadar ilke oldukları için de kokar, terlerler denir.

Yahu valla anlamadım, ben burda TBT’yi mi kötülüyorum, insan kendine bu kadar da pis, çakmacı, ter kokar demez canım 🙂 TBT Ailesi, yine özür dilerim; ama ilkinde de söz verdiğim gibi, karizmayı toplayacağım. Merak etmeyin, emin barnaklardasınız 🙂

Evet yukarıda resmetmeye çalıştığım gibi, PM de yazdığı her paragrafı pek de naif olmayan cümlelerle bize bağlıyor. Hmmm, neyi tekrar ediyor sürekli SET de Set (Alman markası gibi oldu). Artık zamanı geldi kanaatimce, biraz kaynaklı bilgi verelim de, ağızlara sakız olup, sürekli bize yapıştırılmaya çalışılan bu çakmacılık etiketinden kurtulalım.

İnanmayacaksınız (zaten o yüzden kanıt göstereceğim :), ama yok vurgu için kurdum bu cümleyi 🙂 ama tam 10 sene evveline gideceğiz). Aaaa o zaman PM filan yok muydu, anaaa ne gada ilginç 🙂 Ama biz o zamanlar SET diyormuşuz, SET‘in orjinal sayfasını veriyormuşuz, hatta dergimizde SET’in türevine de yer ayırıyormuşuz. Aa aa! Pis TBTciler…

Önce derginin kapağı, yıl 2005, Aralık, Akıl Oyunları Dergisi Sayı 30

Sayı 30Hımmm, bakın kim ne yapmış, Wei-Hwa Huang anlatıyor (Kendisi defalarca Dünya Zeka Oyunları Şampiyonu olmuş, Google’da çalışmış, kafası farklı çalışan bir adamdır – isteyen daha fazla bilgiyi edinebilir, arama usülüyle). Hemen aşağıdaki resmi inceleyin ( Çok uzaklara gitmeyin 🙂 ). Aaa, bu dergi bir Türkiye dergisi değil mi, adı da Akıl Oyunları. TBTciler çıkarıyordu dergiyi, aaa onlar çakma sorular değil miydi, aaa burada SET’den mi bahsetmişler, ne gada ilginç ya!

SET

Rahat rahat okuyabilin diye büyük koydum, hani derler ya göze sokmak, aha işte ondan 🙂 Ne diyor PM Resim C’de: “Matematik evrensel ise, neden New York Times gazetesinin bile her sabah farkli bir kombinasyon sorusunu verdigi SET oyununu TBT kendi logosunu uzerine basip ‘her hakki saklidir?’ diyerek bir ticariyi kaygiya dusmus acaba inanin ben de meraktayim. iyi gunler dilerim.

PM biz de merak ettik, neden öyle yapmış acaba? TBTciler 2005’te SET’ten bahsetmişler, sitesini vermişler, SET’in türevine yer vermişler; ama pis adamlar gidip tam da sizin dediğiniz gibi yapmışlar. Neden yapmışlar acaba?

Resim C’ye iyi bakın Sayın Okurlar, nasıl çat diye TBT’ye gelindiğine, nasıl çat diye evrensel denip, akabinde bize bağlanıp, ticari kaygı, çakma, merak, vb şeylerin bir potada eritildiğine iyi bakın. Güzel Türkçemizde bununla ilgili çok güzel özdeyişler, deyimler var; ama olmaz şimdi 🙂

Devam edelim müsaadenizle.

Şimdi 5 sene evveline gideceğiz 🙂 Biliyorum canımmm söylemenize gerek yok, zaman makinası gibi adamım. Ama ne yapacaksınız, biz pis TBTciler biraz kafası basan adamlarız, tonlarca şeyi kafamızda tutup, onu gerektiğinde hatırlayabiliyoruz 🙂 Ne gada ilgiç yavvv, ama işte bir yaratıcılık kısmımız gelişmedi, bu yüzden de hep Balıkesir yöresinden “Çakmaklara gaz olayım, çakmayan çakmak olayım” havasını oynuyoruz 🙂

Yıl 2010, Ankara Geneli Liseler 3. Akıl Oyunları Yarışması, 5. Bölüm, SET. Hımmm, PM biliyor muydu acaba o zaman SET ne? 🙂 Bilmiyordur, çünkü kendisi ürün yönünden Anne‘ye bağlı olduğundan ve Anıl Bey’le yaptığımız görüşmelerde, kendisi bile SET’in Türkiye’de bulunduğu bu duruma gelmesinde bizim yaptıklarımızı yadsımazken… Gönül ister ki bir yerde SET’in sahibi olan Amerikan firmasıyla yaptığımız yazışmaları da buraya resim olarak koyalım; ama maalesef ticari ahlak diye bir şey var. Tamam, tamam, Türkiye’deki çoğu firmada böyle bir kavram yok; ama anamın dediği gibi, onlar kötü diye sen de kötü olmak zorunda mısın a be evladım!

Set_Ankara

Burada duracağım. Size II tane olacak demiştim; ama uzadıkça uzuyor. O yüzden III ile bitireceğim. Hem Allah’ın hakkı 3’tür; öyle miydi, yanlış mı dedim; ama en azından kimseye durduk yere çakmacı, ve muğlak nahoş etiketler çakmadım.

Ali Desidero‘nun dediği gibi: ” Çakmak ne isim ne cisim; çakabilirsen yakarsın; yooooook çakamıyorsan bir Çakmakla dalaşmayacaksın, Hafazanallah yanarsın…” Tamam tamam, demedi, ben salladım 🙂

III şunları içerecek: TBT Öğretmen Eğitimleri SET Oyunu anlatımı ve verilen referanslar – SET Konuşmaları – SET Yazışmaları – Resimd D ve E ve Sağlam bir EZCÜMLE…

Bekleyin bizi anaaaacımmmmmmmm 🙂

Reklamlar
Bu yazı Türk Beyin Takımı içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s