Karaktersizliğin Şanlı Tarihi

Tarih falan dediğine bakmayın; oturup da geçmişten günümüze karaktersizlerle ilgili bilgi verecek değilim. Sadece daha çekici olsun diye telaffuz ettim “tarih” kısmını, daha vurucu olsun diye.

Rock FM’de bir “depressive times” vardır, depresif depresif parçaları çalmayı şiar edindikleri bir program. Şu günlerde hastalığımın depresif tarafına geçiyorum. Tamam, bunun karaktersizlikle ne ilgisi var diyenler için, var işte be, karıştırmayın siz. Ben yazayım siz kurarsınız sonra bağlantıyı.

Kendimi bildim bileli böyleyim. Zamanında “yetkili” bir ağza azıcık bahsetmiştim bundan, döpolarsın demişti. Ehhh hastalıkların sadece bir sebepten isme ihtiyaçları vardır: Halk arasında daha sağlam korku yayabilmeleri için. Böylece benzer semptomları gösteren kişi ve kişiler, aynı isim altında birleşirler. Bu sebebe binaen hastalık farklı farklı insanların korku ve ızdıraplarını tek bir çatı altında toplar. İnsanlar aslında kanserden korkmazlar; o isim altına yazılan ızdırap, acı ve ölümden korkarlar. O yüzden boşverin dipoları, Manik’i falan.

TDK büyüğümüze göre karaktersiz: Karakteri kötü olan. Yine beylik laf etmiş TDK, Allahı’ınızı severseniz (sevin) karakteri kötü olan karaktersiz demek olur mu! Örneğin dipsiz kelimesinin anlamı, dibi kötü olan mı demek? Dipten yoksun olan, yani şöyle bir açıklama daha güzel olurdu sanki: Karakter yoksunluğu. Çünkü Sayın TDK, yoksunluk kötü demek oluyor sizin tanımınıza göre. Lütfen azıcık daha dikkatli olun, dil neticede, siz karaktersize kötü karakter derseniz, nice nesiller bunu böyle beller. Ondan sonra da bir karaktersizlik örneği gördüklerinde, hemen kötü derler, kaka derler, pis insan evladı derler. Karaktersizlik iyidir demiyorum; ama aynı zamanda kötü de değildir. Öğrenin azıcık bunları, gidin kitap falan okuyun. Pehhh Sözlüğünü ateşe veririm ha (serbest çağrışım: set fire to the rain)

Karaktersizler çeşit çeşittir, hangi birini anlatsam bilemediğimden şöyle kabaca bazı kategoriler belirleyeyim izninizle:

  1. İyi niyetli Karaktersizler
  2. Nötr Karaktersizler
  3. Kötü niyetli Karaktersizler
  4. Karaktersizliğinden Habersiz Karaktersizler (en tehlikeli)

Ben safımı hemen tutayım 😀 (Böyle gülmek daha iyiymiş, pehhh; halbuki ağzını ayıra ayıra gülmek nezaketsizlik olarak addedilirdi eskilerde. Emoji, demagoji, filoloji; insanlık birkaç harfin arkasına saklanmış hislerini maniple etmek için) Ben, yani serkancık, 1. numaralı gruba giriyorum; bırakın da gireyim; nihayetinde o kadar yazı yazıyorum (elimin de kırık olduğu unutulmamalı). Yeri gelmişken bahsedeyim; şimdilerde isim veremem ama; yoksa çat diye şucusun diye yaftalarlar. Düzenli takip ettiğim yazılar vardı. Benim o yazılarda ilgimi çeken insan türleriydi; görmesini bilenler ya da şöyle diyelim, insanla ilgili bakanlar için inanılmaz tespitler yer alıyordu o yazılarda. Ben de bu analizleri görmek ve ilerde kullanırım diye sürekli okuyordum o yazıları. Tabii o yazılarda böyle yalın kategoriler yoktu; nihayetinde insan gibi muğlak bir kavramdan bahsediyoruz. Dedikleri gibi, “Muğlaklıktan kesin yargılar çıkarmak ve bunun doğruluğuna iman etmek ahmakların işidir”, bırakın temiz temiz ahmak olayım; sıkıntı yok.

1 numaralı gruptaki karaktersizler “common good”(İngilizce konuşanlar ya da konuşamayanlar böyle diyorlar) (Amme menfaati) için sahip olunan mantık,  diğerlerinin iyiliğinden genel iyilik için vazgeçilebilirliktir. Şimdi tarihle ilgili birkaç örnek vereceğim; ama okuyanlar atalarımıza ne diyorsun der; beni topa tutarlar. O yüzden cehaletime güvenerek girmiyorum; çünkü her cehalet aynı zamanda akli melekelerin var olduğuna işaret eder. Matematik’te dedikleri gibi her küme aslında kendisinin alt kümesidir. Her horoz kendi kümesinde öter, öyle işte.

1 numaralı karaktersizler zararsız karaktersiz gibi görünebilirler; ama elde ettikleri güçle birlikte, eğer doğru yönlendirilmiyorlarsa yıkıcılıkları artar. Çoğunluğun iyiliği bir süre sonra kendi iyiliğine dönüşmeye başlar. Bu başlamadan önce, karaktersiz barındırdığı değerleri rahat etmek, iyi hissetmek için yamultmaya başlar. Hırsızlık, kayırmacılık, akrabacılık, kendikesecimcilik bu dönemde kabuledilebilir büyüklüklere dönüşür. Örneğin kendimden örnek vereyim: Tam kahve tiryakisiyim, sürekli kahve tüketmem gerek; yoksa idare edemiyorum, Süperman kriptonite yaklaştığında olanlar oluyor işte; tam bir bağımlıyım işte 🙂 Bir ara şirket arabasıyla kahve almaya gitmeye başladım. Bana sen ne yapıyorsun ülen diyecek kimse de olmadığından, bariz alışkanlık hâline getirdim; ta ki G. beni uyarana kadar. Şuna benzer bir cümle sarf etti, senin gibi bir adam nasıl bunu atlar. Pardon neyi atlar; yahu kendi çıkarların için şirketin kaynaklarını kullanıyorsun. Himmmm, abovvvv, hakikaten ben nasıl atladım bunu? Basit bir sebebi var, güç beni dönüştürmeye ve karaktersizliğimi ilerletmeye başlamıştı ve eskiden yamuk olan şeyler gayet düz görünmeye başlamıştı. Eğer G’nin sesi olmasaydı; eminim şu anda 3. gruba kadar ilerlemiştim…Himmm gerilemiştim mi demek lazım acaba.

Her neyse, 1 numaralı karaktersizler iyi görünürler; çünkü güttükleri amaç iyidir, iyi görünür. Daha tam olarak Machiavelli‘nin yoluna girmemişlerdir: Amaçlar için her şey mübah.Yaratılmış olan gaybı bilemediği için, anaaa ben bu “iyi” amaca giderken bunlara zarar versem ya da kendimden böyle ödün versem bir şey olmaz; nihayetinde iyi bir şey için hep bunlar der. Ama atladığı şey gaybtan habersiz olmasıdır, bilmiyon len işte, nereden bilcen iyi olacağını? Salak karaktersiz.

Tüm bu lakırdı içimdeki öfkeyi dökmek için aslında. Biliyorum öfke dökülmez, çünkü katı ya da sıvı olan şey dökülür; peltemsi olan şey dökülmez, süzülür, akar, kayar. Öfke de peltemsi yapıda olduğumdan, eskilerin tabiriyle amacım içimdeki zehri akıtmaktı; 4 numaralı karaktersizlere duyduğum öfkeyi.

4 numara, karaktersizliğin tepe noktasıdır. Ortada herhangi bir değer, doğru kalmamıştır. Her şey eğilebilir, bükülebilir ve çıkarlar için kullanılabilir. Bu karaktersizler aslında,özünde narsisist yaratıklardır. Onları bu denli tehlikeli yapan da budur.

Bir insan, ezik, ama ezikliğini kabul etmiyor; kendi hatalı değil, diğerleri ve sistemler hatalı. Bu adam sizin önünüzde elpençedivan durur yeri geldiğinde; yeri geldiğinde 21’indeki Fatih’ten tek bir farkı yoktur. O zanneder ki, bu şekil (Ayyy bak elime diğer elimin içine aldım, sağ ayağımı hafif kırdım, ne kadar da sana itaat ediyor görünüyorum de mi, de mi, de mi…) karşı tarafa iman ediyorum, seni kabul ve tanıyorum; ama bilmez ki karşı tarafta bu hareket tahkir etmek anlamına geliyor. Her neyse, bu 4 numaralar, kendini, ailesini, fikri, inancı, insanı, çevreyi her şeyi kendi çıkarı için kullanır. Çünkü bu tür, narsisistik özelliklere sahip olduğundan merkezde kendi durur. Merkezin daha iyi görünmesi için de her şeyi yamuk hâle getirir. Bir cadı filmindeki gibi, aslında cadı 90’larındadır; ama bu yalnızca aynada belli olur; sıradan bir ölümlü onu 20’lerinde görür. İşte 4 numaradakiler de buna benzer bir sihir yaparlar ve göründükleri şeye iman ederler, başkaları etmese de.

Valla ne yalan söyleyeyim sırf “4Numara” (başka numara da verebilir yazan kişi) diye kitap bile yazılır bu insanlar için. Hoş neden yazacaksın ki, bırak kendi pisliği içinde boğulsun… Nttt yanlış işte, her insan diğer her insandan sorumlu… Siz siz olun, eğer böyle bir 4 numara karaktersizle karşılaşırsanız, onun “ıslah olmasını” dileyin yaradandan; belasını bulmasını değil. Dediğim gibi daha yazacaktım; ama valla bunu yapamacağıma ya gidip yatayım, ya da işimi yapayım.

Saygı ve selamlarımla,

1numaralıgruptankaraktersiz

 

 

Reklamlar
Bu yazı Yazılar Çiziler içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s