Babam bu

 

Baba, dady, papa, abba, babbo, tatah, tatay, ama vs; bu baba denen hadise farklı dillerde kullanılırken, çoğunlukla harf tekrarını içeriyor. Analiz eden kafa bunu buldu. Tekrar eden ses ver baba’da. Himm üzerine azıcık düşünek.

Bazı bilgiler vereyim öncesinde, başlık bana ait değil, bir his’se ait. Bir his’se ait olduğu için de başlıkla ilgili öyleymiş, böyleymiş diyemiyorum. Ama güzel bir tümce, ya da cümle. Bu ne la! Hiçbir zaman farkı anlamadım, tümce ne cümle ne? TDKcı abiler sıkılmış olacaklar ki, eğer uzun bir şey değilse, böyle yargımsı, böyle ünlemsi bir şeyler içeriyorsa buna cümle demeyelim ya biz. Elimizde cümle var zaten, tema var, eeee ne duruyoruz, bundan gayet tümce çıkar demiş olsalar gerektir; Mahmut Tuncer’in helvasına gönderme var, nedense babam severdi bu adamı; ama helvasını sever miydi bilmem! (Üff burada daha deli göndermeler var). Bu TDKcılar ilginç agalar zaten, ve eminim aralarında mutlaka baba olanlar da vardı. İnsan en azından düşünür, “…ülen bir kelime icat ediyoruz, bir tarafımızdan sallıyoruz ama, yani benim çocuğum büyüğünde nasıl olur da oturgaçlı görtürgeç der, demez la; valla demez…” dememişler, hem de baba olmalarına rağmen. Pehhh..!

Önce benim babadan başlayalım, sonra diğer babalardan bahsederim. Ama zaten benim babayı anlattığımda bütün babaları anlatmış olurum; baya babalara geliriz. Eeheee yersiz oldu değil mi; doğrudur. Çünkü ben öyle bir babanın oğluyum ki, yersizlik kanıma işlemiş. Kanıma işlediğine göre, demek ki babamdan aldım. Ömrü hayatımda hiçbir zaman baba diyemedim ağız dolusu. Demek ister miydim, tabii ki! Ramazan, kardeşim okur musun bilmiyorum bunu; ama senin de babanın hiç olmadığını biliyorum. Küçükken, ya da daha doğrusu gençken, ben kendimi bir bok zannediyorken, lisede okuyorken, sen ekmeğinin derdindeydin. Şimdilerde faceini görüyorum, ne kadar üzgün görünüyorsun, hem de baba olmana rağmen. Dostoyevski okuduğundan bahsetmiştin o zamanlar, ben de kendimce hadi be oradan demiştim. Yeşil gözlerine hakaret manasında alabilirsin bunu. Ben cahilmişim yapacak bir şey yok! Senin de benim de babamız yoktu; sen başka bir şekilde yaşıyordun ben de başka bir şekilde… Ama ikimizden de güzel baba olurdu, ya tata, ya da papa… Sen olmuşsun, ben olamadım. Bu kısım neden benim bir türlü baba olamadığımla ilgili olsun, hissiyatı kablel vuku ne yapacağıma karar verene, ya da ne yazacağıma karar verene kadar.

“Babam bu” hiç diyemedim, nedeni çok basit adam ortalıkta yoktu; ölmekle meşguldü o zaman ya da ölmüştü de onu bizlere hissetirmekle meşguldü. Ne büyük kayıp! Belki de büyük kayıp değildir ha bu arada, aramızda kalsın 😀 Arkadaştan daha yaşlıyım artık, baya hem de. Siz insanlar beni anlamazsınız, zaten vazgeçtim bundan. Valla anlamazsınız, anlamanız için zahmet etmeniz gerek. Onu da pek yapmadığınız için, eğer bir çıkarınız yoksa; benim gibi bir adamı anlamakla neden zaman kaybedeseniz. Siz insanlar, valla çok komiksiniz! Hem kimse beni anlamıyor diye dövünüyorsunuz, ağlıyorsunuz; hem de hiç kimseyi anlamak için ellerinizi çamur deryasına bulamıyorsunuz. Ne deyim be güzel insanlar, başınıza gelen her şeyi hak ediyorsunuz! Üfff bu paragraf insanlığa öfke tadında oldu ya da olmadı; olmamış, tekrar okudum çünkü 😀 Boş verelim bu goygoyu, boş lafı.

Babam olsaydı eğer;

  • Adam olurdum
  • Ailenin kıymetini bilirdim
  • İnancın ne olduğu idrak ederdim
  • Baş olmanın ne demek olduğunu anlardım
  • Giyinmeyi bilirdim, sokakta yürümeyi; ne zaman üzüleceğimi, ne zaman değil
  • Ölmeyeceğimi
  • Sahip çıkmayı
  • İçmeyi(bahsettiğim çay), içmemeyi
  • Var olmanın ne demek olduğunu
  • Gurur duyulmayı
  • Kadınları
  • Çalışmayı
  • Çocuk sahibi olmayı

Bu arada bir es verelim. Çünkü yukarıda benim neden bir türlü baba olamadığımdan dem vuracağım demişim. Bu yüzden işte, babam bu diyemediğimden. “Babam bu”, ne güzel bir cümledir, ne güzel bir sahiplenme ifşa etmektedir, nasıl bir gurur duyma bilincini yansıtmaktadır, nasıl bir ait oluşluk ifade eder, belli değil. Benden baba olmaz, neden mi, bağlanmak ne bilmediğinden, tahammül etmek, göğüs germek, kendini unutup çocukların için yaşamak ne demek; bunu bilmediğimden. Pehhh, ne büyük kayıp!

Papa ölmeden hemen önce, bakkala gidiyoruz. Adam sonuna kadar inanmış olduğundan bazı temel kuralları var; asla ve kat’a onları çiğnemiyor. Çiğnemediği için de mantıken oğluna bunları öğretiyor kafasında. Bu arada haklı; ama belli bir süre için. Yolda yürüyoruz, bana dedi ki: “Serkan, oğlum, erkek adam böyle yürümez; erkek adam kollarını çok sallamaz, belli bir açıda sallar…” Evet Sayın İzleyici, kaç yüz senedir babamın dediği gibi yürüyorum yolda; bana öğretmeye fırsatı olduğu birkaç bir şeyden biriydi bu: yürümek. Yürüyorum ben de, hem de öyle bir yürüyorum ki, hiç kimseye kulak asmadan. Bana diyorlar ki sen neden bizim dediğimiz gibi olmuyorsun, neden bu kadar asisin; ben de onlara diyemiyorum ki, siz benim babamdan daha iyi mi biliyorsunuz! Bilmiyorsunuz lan, pardon lan dedim; bir de sigara içsem olur mu! Babam çok sigara içerdi, mamamın bana anlattığına göre, bir Avusturya dönüşünde iltica etmişti bu illete. Elbette biliyordu iltica ettiğini; ama kendini saklamamıştı. Eeeee, ben de aynı adamın yansıması olduğumdan ve bu hikayeyi bildiğimden, bir Avusturya dönüşü değil de, bir Amerika dönüşünde başladım sigaraya. Hem ikisi de A ile başlıyor. Pehh A ile başlayan kelimelerden hazzetmem, yalan da bu, olsun konu gereği yalan söylemiş olayım. Hala hissi kablel vukudan bir işaret gelmediğinden, ölesiye babamdan bahsetmek hakkım 😀 Anaaaa göndermeyi anladınız mı, valla mı, ülen ne kadar akıllı adamlarsınız!

Son birkaç cümle daha edeyim peder için, sonrasında his’se bağlayacağım. Neden mi, benim işim bağlamak, sanırım bu yüzden varım, varlığımın oluş sebebi bu: bağlam.

Bu bahsedeceklerim, benim için her zaman  etkileyici olmuştur, ve neden böyle bir adam olduğumu anlatır en güzelinden. Sene kaç bilmiyorum, mamam önde ben arkada. Kocaman bir kapıdan içeri giriyoruz. Bir miktar dümdüz yürüdükten sonra, sağa kıvrılıyoruz. Biraz yürüyünce bir tane mezar, kocaman taşı var, baya upuzun. Ben de bir velet olarak merak ediyorum, bunun farkı ne de, bu niye bu kadar uzun..? Adam vatan için hayatından vazgeçmiş, siz bu tür insanlara şehit diyorsunuz, şehit olmuş. O zamanlar mezarlıkta şehit bölümü yok, bu da ne demekse! Pehhh… Biraz daha ilerliyoruz, bir tane Aile var, o da dikkatimi çekiyor, hepsi aynı soyadına sahip. Matematik bilgimle çıkarma yapıyorum, bir tanesi 10 yaşında, biri 14, biri de 25 yaşlarında… Biraz daha bilgi var taşlarında, Almanya’daki yangında ölmüşler, anne ve çocukları… Üff, ben de gurbetçiyim, sonra annemin anlattıkları geliyor aklıma,”… bizi hiç sevmezlerdi zaten…”. Bu aile de bir göçmen istemiyoruz saldırısında heder olmuş. Babayı düşünemiyorum! Papa ölmemiş çünkü, sadece anne ve çocukları. Çocuk aklım hayal ediyor, o taşları geçip gitme sürecinde; zeki olmanın dezavantajı bunlar hep! İstemediğiniz şeylerin içinde bulursunuz kendinizi.

Yıllar yılı o şehit denen abi de, bu aile de hep yerinde kaldı. Babam da… Bir yere kıpırdamadı hiç kimse. İnsanlar bana deli diyor, dengesizmişim, hayattan haberim yokmuş… Ahaaaaaaaaa 😀 Hayat benim güzel insanlar, hayat benim! Kaybettiğiniz şeyleri barındıran, sizin aslında neyden  yapıldığınızı anlayan… Üff kendimi de övdüm burda 😀 Yok, his’ten bir geri dönüş olmadı. O zaman birazcık insiyatif almanın zamanı. Ne de olsa, işim bu: bağlam.

“Dertleri zevk edindim bende neşe ne arar” Ohhhh missss, bizde neşe ne arar. Aramaz, bizde neşe yok. Elemle kalbim bedbaht olmuş; kafamdan bir türlü eskileri atamıyorum. Öyle böyle değil, bir hayatım var; ama ben hiç bir şeyi unutamıyorum. Hatırladığım her halt beni alıp benden götürüyor. Bilseydim eğer, bilmeseydim eğer; bu yaşadıklarım hep ağır bana, hep eskiyi arıyorum.Eskiler… Ahhh eskiler,neden bir türlü benden kopmıyorlar!

 

Bunu demek istedim. Yukarıda yazmaya çalıştım. Yazı, her zaman yazanla ilgi olur. O zaman burada son noktayı koyayım; ya  da öyle bir şey.

Hep ordan burdan bahsettim; ama değil. Babamı seviyorum, babamla gurur duyuyorum, neden mi, babam bu:

babam-bu

 

Baba, harf tekrarını içeriyor.Tekrar eden harfler, sevginin, dayanışmanın, aile olmanın tekrarı. Annedeki, mamadaki gibi; hep tekrar. Neden, tekrar etmeyen şey ölmeye mahkum!

Babam bu

Reklamlar
Bu yazı Sallamalar içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s