Oyun 2016

Bölüm I: Serkan’ın Serencamı

Her sene Türkiye Zeka Vakfı tarafından Oyun isminde, Türkiye geneli bir zeka oyunları yarışması düzenlenir. Aslında bize göre, yani TBT’cilere göre tam da bir zeka oyunları yarışması değildir; eğer ki biz Dünya Zeka Oyunları Yarışması’ndaki konsepti baz alırsak. Bize göre daha çok matematik temelli yarışmadır. Ama nihayetinde, yarışmanın kendisi de analitik düşünmeyi, muhakemeyi, problem çözmeyi ve bu becerileri barındırdığından, tabii ki zeka oyunları yarışmasıdır. Ayrım olarak sadece TBT Seçmeleri’nde yer alan türlerle, Oyun’da yer alan türler arasındaki farkı ortaya koyma adına söylüyorum.

Biraz eskilere döneyim, 2000’li yıllara. Üniversite öğrencisiyken Akıl Oyunları Dergisi’yle tanıştıktan sonra, internet üzerinden acaba neler düzenleniyor gibi bir şeyler aradığımı ve Yılmaz Ekici‘nin turkzeka.com’unu bulduğumu, sürekli olmasa da bazı yarışmalara katıldığımı ve Emrehan Halıcı‘nın Soru Maratonu yarışmasını bulduğumu biliyorum. Soru Maratonu sert soruların yer aldığı, hakikaten matematikle haşır neşir olmanın gerektiği, haftalık soruların yayınlanıp, ilk günden son güne kadar cevap gönderimine göre puanların azaldığı bir yarışmaydı ve ben de bir öğrenci olarak ya da şöyle söylemek daha mantıklı, boş beleş bir öğrenci olarak epey vakte sahip olduğumdan bu soruları çözdüğümü hatırlıyorum. Soru Maratonu’nu çözmeyi bırakmamın sebebi, insanların soruların altına yazdıkları, bir program yazdım çat diye sonucu buldum, Excel’de şöyle bir şey yazdım cevabı buldum demeleriydi; ki ben soruları elle çözüyordum. Bu da, ne yalan söyleyeyim epey soğutmuştu beni. Dahası, bir de o zamanlar sistematik düşünmeden mahrumdum; çok fazla soyutluk vardı ve düşünceleri ya da fikirleri bir potada eritip istenen sonuca ulaşmak benim için inanılmaz güç oluyordu; yani düşünme disiplininden epey uzaktım. Bana göre bu tarz dizi vs gibi soruların onlarca cevabı vardı ve bizden istenen soruyu hazırlayanın mantığını bulup ona göre cevap vermekti; ki bu benim için çok iyi değildi, kafamın nasıl çalıştığını bildiğimden.

Her neyse, uzun yıllar bu soru türlerine karşı mesafeli oldum; Cihan Altay‘ın (Kendisi akıl oyunlarındaki hocalarımdan biri, belki de bana tasarımla ilgili en çok şeyi öğretendir; ki öyle!) bize cuma günleri, kendisinin, özgün sorularını sorması dışında. Onlara grup olarak kafa yorduğumuzu biliyorum; ama o zaman da içimdeki his, benden bunun cevabı çıkmazdı; sadece iyi fikir yüretelibilirdim; nihayetinde dediğim gibi kafamda bu soru türleriyle ilgili bir bariyer vardı ve ben bunu kaldırmayı pek  de düşünmedim.

TZV Oyun yarışması her sene Türkiye genelinde bir kez düzenlenir ve 3 kademeden oluşur: Eleme, Yarı Final ve Final. Bu yarışmada TBT’den onlarca isim Türkiye Birincisi olmuştur şimdiye kadar, ki aklıma gelenler: Hüsnü Sincar, Aziz Ateş, Mehmet Murat Sevim, Murat Koz, Salih Alan, Nuri Yılmaz… Tabii eskiden yaş kategorileri yoktu, yaş kategorilerinden sonra da yine TBT’den onlarca isim birinci oldu, misal Hatice Esra Aydemir, Mehmet Durmuş, Efe Alan vs.

Her yıl Eleme soruları yayınlandığında bir heves ederdim, ben de katılayım diye; ama ne yalan söyleyeyim sorulara bakmazdım; bizim arkadaşlardan, hacı abiler yaptıysanız bana da bir gönderiverin derdim. Elemeye bu şekilde katılsam bile, Yarı Final’e katılmaktan imtina ederdim ne yapacağım diye; bir de finale kalırsam kim gidecek günübirlik Ankara’ya mantığı vardı. Yanlış ya da doğru, ki yanlış aslında; ama işte ister tembellik deyin ister başka bir şey…

Bu sene ama farklıydı. Türk Beyin Takımı II. Kademe Sporcu Yetiştirme Programı öğrencilerimin önünü açma adına, onları şevklendirme adına katılalım dedim. 14 kişi falan sanırım (ya da o civarda) finale kaldı, herkes kendi kategorisinde yarışacaktı; eee taa oralara kadar gidip yarışmamak da olmaz, ben de yarışayım dedim. 25 Aralık 2016 gününü diğer bölümde anlatacağım, bu bölümde başlıkta da yazdığı gibi kendimle ilgili olan kısmı yazıyorum; o yüzden doğrudan sonuç kısmına atlayacağım ya da şöyle söyleyeyim, yarışmada ne oldu kısmına.

ODTÜ’de G111 anfisine yerleştik sabah 11 sularında. Murat Koz, Salih Alan, Nuri Yılmaz ve ben aynı sınıftaydık, herkes bir yerlere yerleşmişti. Soru kağıdını ve cevap formunu dağıttılar. 11 sularında da başladı yarışma. Sorulardan 3 tanesi (ekstra soru da dahil) Akıl oyunları sorularıydı: Apartmanlar, ABC Kadar Kolay ve Kakuro. Kakuro sorusu şunun içindi, eğer birden fazla tüm soruları çözebilen kişi olursa, Kakuro eşitlik bozma sorusu olarak dikkate alınacaktı. O yüzden 10 soruyu da çözmüşseniz, daha da emin olmak için Kakuro’yu da çözmeliydiniz.

Apartmanlar ve ABC Kadar Kolay’ı çözdüm, nihayetinde bizim için, bizim dediğim TBT’dekiler için gayet kolay soru hükmündeler.

soru-8

soru-10

Akabinde altıncı soru olan “Altı Sayı” sorusuna baktım. Yıllarca finale katılanlardan hep şunu işitmiştim, sorular öyle zor, böyle zor diye. O yüzden temkinli yaklaştım; çünkü ne yalan söyleyeyim Ortaokul seviyesindekiler için Yaş Problemi gibi duruyordu. Ki öyleymiş, temkinli yanaşmamak gerekiyormuş. Soruyu küçümsemek için demiyorum bunu, Emrehan Halıcı, Ödül Töreni’nde neden bu sene geçtiğimiz yıllara göre daha kolay sorular hazırladığını anlattı. Nihayetinde yarışmanın organizatörü olarak onun kararı tabii ki; ama dediğim gibi yıllarca hep zor zor diye duyup da, ilk defa yarışmak için bulunduğunuzda, karşınıza bu şekilde kolay sorular çıkması sizi bir miktar ambale ediyor 🙂

soru-6

Sonra 9’uncu soru olan Robot sorusuna baktım, metni okudum, bir miktar kafama oturmadı; tekrar okudum, ama sanırım anlayamadım soruyu; o yüzden başka bir soruya geçtim (Nuri’ye sorduğumda, o da anlamadığını ama sonrasında matematiksel olarak yaklaşıp nihayet erdiğinden bahsetti). 7’nci soru olan Altıgen sorusu çekici geldi, ona baktım, ama noktaların anlamını çözemedim. Dedim işte, herhalde zor sorular bunlar. Sonra kendime, salak adam dedim, şu anda ikinci sayfadasın, belki ilk sayfadan sıradan bakman gerek, ne de olsa soruların giderek zorlaşma mantığı var gibilerinden. İlk soruya döndüm, basit bir toplama işlemiydi; pehhh bunu sonra yaparım dedim. İkinci soruya baktım, şifreleme sorusu. Düşündüm, griler ve beyazların bir anlamı olmalı, rakamların harfle yazılışlarını yazdım. Dünya Şampiyonalarından tecrübeli olduğumdan, rakamları kurşun kalemle değil, tükenmezle yazdım, silmem gerekirse onlar gitmesin diye. Çünkü şifrelemede bir mantık olacak ve siz deneye yanıla bulacaksınız onu. İlk aklıma gelen şuydu: Bir tane başlangıç noktası verilmemiş; ama saat yönünde bir ok verilmiş. Demek ki şunu demek istiyor: Grilerden biri başlangıç noktası olmalı (Saçma şimdi düşününce, neden beyazlar olmasın 🙂 ). O zaman şunu diyeyim dedim, griler saat yönünde dönüşü göstersin (+ yöne), beyazlar da tersi göstersin (- yön), atlama mantığı. 7’den başladım, 7 kare ilerledim, 3’e geldi, ÜÇ’ün ilk harfini aldım; sonra beyaz olduğu için 3’ten geriye gittim üç kare, 2, İKİ’nin ilk harfini aldım; bu ana kadar oluşan üç harf YÜİ… Sonra devam etmedim böyle kelime olmaz diye. 7’nin yanındaki 3’e geçtim aynı mantık için; bir süre sonra ikileme düştüğünü gördüm bu mantığın, sıkışıyordu (gidip geliyor; loop yapıyordu) çünkü. Mantık bu değildi dedim; ama tamamen emin olmak için hepsine baktım (boşuna zaman kaybı, ama emin olayım dedim). Bir şey çıkmadı, geçtim.

Birkaç ay önce şöyle bir şey fark etmiştim; sonrasında ilginçtir, benim veletlerden biri o küçük yaşına rağmen, benim fark etmemin yıllar sürdüğü şeyden bahsetti kendiyle ilgili: Abi, bilinçaltım bilincimden daha kuvvetli dedi. Bunun böyle olduğunu kendim için biliyordum; ama ilk defa kendi adıma birkaç ay önce böyle bir sonuca varmıştım. Çünkü şunları düşünmüştüm: Neden her haltı hatırlıyorum; neden öncesinde hiç düşünmediğim şeylerle ilgili sanki önceden planlamışım gibi hareket edebiliyorum; neden istemsiz verdiğim tepkilerin bile mantıklı bir dayanak noktası var (tepkiden sonra düşündüğümde vardığım); neden sadece okuyarak onlarca şeyi aklımda tutabiliyorum… Birkaç ay önce ismini koydum: Kesinlikle bilinçaltım bilincimden daha kuvvetli. Bunun sebebi ne dedim, onu da kısmen çıkardım: Eğer ufak yaşlarda kuvvetli bir düşünebilme kabiliyetiniz varsa ve bu eğer disipline edilememişse, başka etkiler de işin için karışmışsa, bu sonuca varılması kaçınılmaz.

Nereye mi varacağım buradan, basit, bir teknik geliştirdim kendi lehime. Madem bilinçaltım bu kadar kuvvetli, o zaman süre kısıtlı yarışmalarda onu beslersem sadece göstererek problemi, ben bilincim açık bir şekilde başka problemle uğraşıyorken, o kendince o gösterdiğim problem üzerinde çalışabilir; çift çekirdek mantığı; ama iyi çalışması için biraz pratiğe ihtiyacı var; ve bu arada hakikaten işliyor :D.

29 Harf sorusuna baktım, sesli harfleri iyi göreyim diye işaretledim; nihayetinde 29 Türkçe harf, sesliler lazım, sizden en uzun kelimeyi bulmanızı istiyor. Yine tecrübeli olan adamlardan kelime sorularının ne kadar zor olduğunu işitmiştim ve ne yalan söyleyeyim, TZV’nin kelime sorularını çözemiyordum. Biraz baktım, Kötümser diye bir kelime çıktı; dedim yok, bu değildir, kısa bu. Oğul gibi şeyler vardı, belki bir şey oğlu falan olacak; sonra bakarım diye bunu da geçtim; ama altına da yazdım Kötümser diye.

Bu kısımlarda, yani 40 dakika falan geçmişti; eminim çünkü görevliye doğru gidiyorken tahtada

Altıgen’deki noktaların ne olduğunu anladım, saçma bir işaretleme sistemiydi; ama devamlılık olduğunu fark ettim. Basit bir dizi kurdum: 6 +12 +18 +… + 48= 6* (36) =216, 216*3= 648, 648 + 54= 702.

soru-7

İlk soruya geçtim, şu geyik deyip sonra yaparım dediğime. Toplamlar 15 olsun dedim, o zaman 7’nin sadece bir yeri vardı; yemedi. 16 olsun dedim, gayet de süper oldu. Ama kontrol etmezseniz işte… Pehhh, işlem hatası yapmışım, daha doğru tabirle rakam tekrarı. Toplam 16 da, ben 2 tane beş yerleştirmişim 🙂 ehheee, beş+beş= on, onluk adamım canım (!)

soru-1

Saat sorusunu çözdüm sonrasında, önce 23 üzeriden yaptım numara oradadır diye; sonra 21’in zaten min değer olduğunu gördüm ve otomatik olarak 21:59:59 çıktı; pehhh.

soru-4

Şifreleme sorusuna döndüm. Size demiştim çift çekirdek diye, yalan olmasın mantığı bulmam 10 saniye sürdü. Tabii burada Salih Alan ve Ozan Kaya’nın katkısını es geçemem; geçersem Allah iyi demez. Salih kardeşimden aylar evvel şunu istemiştim: Salih demiştim, biliyorsun benim ilgim yok bu TZV yarışmasıyla ilgili, ama çocuklarımla katılacağım şimdi, onlara mantığı gösterme adına bir şeyler var mı sende diye. Salihim de sağ olsun, elinde olan, bir on yıllık TZV Eleme sorularını göndermişti. Ben de bunlardan üç tanesini, 2008, 2009 ve 2010 çıktı alıp, çözümleriyle birlikte çocuklarıma dağıtmıştım. Sabiha’ya giderken, çocuklarda bunlar vardı, hemen yanımdaki Ozan, abi böyle mantık mı olur diye kızıp duruyordu. Ne oldu oğlum dedim, abi mantığa baksana ya dedi: 204, 163, 187… Alfebedeki yirminci rakamın, yazılışındaki 4. harf; alfebedeki 16. harfin yazılışındaki 3. harf vs. Pehh dedim, bu nasıl bulunacak. İnanın bu yedi 🙂 Dedim size bilinçaltı tekniği diye, bilinçaltım mantığı buldu: 7’nin üçüncü harfi: D, Altının birinci harfi: A, İkinin birinci harfi İ… DAİ’yi bulduğum anda, kelimenin Dairesel olduğunu biliyordum; Halıcı bu tür oyunlar yapıyormuş çünkü (Tecrübeliler BEŞ sorusundan bahsetmişlerdi); emin olmak için hepsine baktım yine de:)

soru-2

Bu WC olayında başarısız olmam çok zorluk çıkardı bana masama döndüğümden bu yana; odaklanmak ile ilgili. Sayma sorusuna geçtim; ve Allah var, ömrü hayatım boyunca bu sorulardan çözmedim, gördüm de kaçtım, saçmalığın önde giden soruları bana göre… He sormuşluğum var mı, evet 🙂 Ehheeee. Eeeee o kadar zaman vardı, sayayım bari dedim, saydım tek tek, 88 çıktı; yazdım geçtim. Yalan yok, emin de değildim, zerre kadar da güvenim yoktu kendime; ama nihayetinde bir sürü zaman var, eeee yapak bariden çıktı. Eğer kısıtlı zaman olsa, asla saymam bu tür şeyleri, diğerlerine kasarım.

soru-3

Geriye Robot sorusu, Kötümser soru kalmıştı. Ben de tekrar robota gittim. Soruyu anlamadığım için sıkıntı var. Zeka Oyunları yarışmalarında da böyle olur, eğer sorunun yönergesini anlayamamışsam, bakarım, ama çözmek için değil, sadece bakmış olmak için. Çünkü kafamın nasıl çalıştığını biliyorum; problemin ne dediğini anlayamıyorsam, ona çözüm bulamam gibi gelir. Lakin burada yapacak bir şey yoktu, tekrar tekrar okudum. Birkaç geometrik çalışma yaptım, 10 adımda dönüyordu da, 11 adımda döndüremedim 🙂

cizim

Uzunluklar kafama takılıyordu, öyle bir bilgi verilmemişti. Bende aptallık, ya da tecrübesizlik, buradan geometrik olarak değil, cebirsel olarak yaklaşılması gerektiğini anlamam gerekirdi. Ne yalan söyleyeyim, çok zaman harcadım bu soruya, epey. Ama dediğim gibi soruyu anlayamayınca çözüme ulaşmak çok zor oluyor benim için. Bunda bir yere varamayınca Kakuro’u çözeyim dedim; onu çözdüm. Şifreleme sorusuna biraz daha baktım, başka kelime bulamadım, eee napim dedim, Kötümser diye yazdım kağıda.

soru-5

Tekrar roboto döndüm; ama bu sefer geometrik olarak bakmayayım dedim. Cebirsel olarak sıfırlama; ama o da çok saçma geldi. Bir denklem yazayım dedim, nihayetinde başlangıç yerine geri dönüyorsa demek ki yazdığım denklem sıfıra eşit olmalı diye; ama bu sefer de 45 derece robotun ilerlediği yol uzunluğu ile, 30 derecede ilerlediği yol uzunluğu farklı olacağından açılardan ötürü, mantıklı bir yere varamadım. 10 tanede mantıklı bir çözüm bulduğumdan geometrik olarak, dedim ki demek ki artan bir tane 180 derece olmalı; o zaman 180’de 1 tane dedim; 4 45 derecede 180 yaptığından ve ben bunu geometrik olarak baktığımdan, 4 olmasın 135’li olsun, 30’dan gelen de onu kapsar dedim ve 3,7,1 dedim. Yapacak bir şey yoktu, WC’ye gitmem gerekti ve azıcık sıkılmıştım.

Sonuçlar açıklandığında 70 aldığımı gördüm, Robot patlamıştı (makul), dörtgen sayma 90’miş, iki tane kaçırmışım (İnsanlar defalarca sayıp teyit etmişler; yapmadım), bir de ilk soru. İlk sorunun patlaması çok saçma tabii 🙂

Sonuç olarak Salih ve Nuri’yi orada birincilik ödülünü paylaşırken görmek beni sevindirse de, orada olamadığım için kalbimi kırdı… Şöyle bir tablo muazzam olurdu: Salih Alan, Nuri Yılmaz, Murat Koz ve SY, birinciliği paylaşırken, Türk Beyin Takımı oluşmuş gibi 🙂

Son söz olarak, önümüzdeki yıllarda biraz ciddi yaklaşacağım bu yarışmaya, nasıl yapacağım bilmiyorum; ama biraz daha ciddi yaklaşacağım. Kamer’in dediği gibi, 15 yıl içerisinde birinci olma ihtimalim var 😀 Ama ciddi yaklaşırsam o kadar uzun vadeye yayılacağını tahmin etmiyorum.

Hamiş: TBT Sporcu Yetiştirme Programı veletlerinden derece alan çok adam çıkacak; abilerei de kazanacak bu yarışmayı; sadece onlardan, ciddi yaklaşımı öğrenmesi gerek 🙂

Serkan der ki: Kaybetmek için çok uğraşıyorum; ama kazanmak için değil; ne zamanki kaybetmeye uğraştığım kadar kazanmaya uğraşırsam, hem kazanıp hem de kaybedeceğim.

Çavv sonraki bölüme kadar.

Tüm Sonuçlar

Reklamlar
Bu yazı Türk Beyin Takımı içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s