Happiness is Nothing

Büyük düşünür Ragnar Lodbrok‘un Kemiksiz oğluna sarf ettiği bir söz. Bunun üzerine geçmeden önce (çok farklı bir cümle oldu, pardon), şu TZV yazısının ikinci bölümünü yazacağım, merakla beklediğinizi biliyorum. Sürekli mesaj atmalar, mail üzerinden taciz etmeler; tamam anladık, yazacağız işte.

Bu tür soyut kavramlar üzerine yazmamak lazım aslında, ne de olsa hiçbir yere varmayacak; biri için güzel olan kırmızının bir diğeri için güzel olmaması gibi bir şey soyut kavramlarla ilgili konuşmak. Lakin burası Türkiye, neredeyse herkes soyut kavramlar üzerinden ahkam kestiğinden (soyut kavramlardan bahsetmek derinlemesine bilgi gerektirmez) benim de yaptığım çok göze batmamalı.

Ragnar babamız haklı, bana göre haklı tabii. Hemen haklılıktan önce, bir varlık olarak bendeniz çok çok uzun yıllar boyunca filmleri bir kitap hükmünde görmüş, kah öğrendiklerimi kah da (Kahta) bilinçsiz bir şekilde kafama nakşedilenleri uygulamış bir zatı muhterem olarak… Demek istiyorum ki, aklıma ya da gönlüme yatan şeyleri filmlerde geçen, kendi hayatıma tatbik etmeye uğraştım, uğraşıyorum. Neyse, mutluluk neden manasızdıra gelince. Burada kullandığım “manasız” kelimesi aslında başlıktaki “nothing” kısmını açıklamada güdük kalıyor; hatta kelimeye büyük bir haksızlık bile yapıyor olabilirim. Uyarayım sizi dedim, gidip de mutluluk manasız gibi bir cümleden, ülen o zaman demek oluyor ki, hiçlik de anlamsız bir şey sonucuna varmayın; yazık, varmayın yani.

Mutluluk, insan denen varlığın yeryüzünde kaldığı zamanı daha anlamlı, daha eğlenceli, daha coşkulu, daha ümitvar, daha çekilebilir, daha arzulanabilir bir nesneye dönüştürmek için yanlışlıkla icat ettiği kelimelerden biridir. Öyle ki yıllar yılı kovaladıkça kelime insanlar arasında daha da yayılmış, sözlüklere, nakışlara, tabağa, çanağa, girmediği yer bırakmadan her yere sokulmuştur. Pehhh, siz kapıyı açarsanız giren çok olur tabii; artık nasıl anlıyorsanız cümleyi. Bir de şöyle bir sonuca da varmayın bir zahmet: Mutluluk hiçbir şeyse, mutsuzluk her şeydir; ya da tam tersi. Oy oy oy ve ötesi, yapmayın, yok öyle bir şey. Bir aldatmacanın değilinin nasıl bir anlamı olabilir ki; adı üstünde değilinin çıkış yeri de aldatmacayken.

Mutluluk adı üstünde, mut’tan gelir, kut’tan; açın TDK’ya bakın. He he, aynen Kutatgu Bilig de oradan geliyor, vücuda aldığınızda sizi bir hoş eden bilgicik anlamında 🙂 Mutluluk bir alışkanlıktır, sıkılgan insanların dayanabilmelerine yarayan, yavaş yavaş vücutlarına enjekte ettikleri, bir tür uyuşturucu. Uyuşturucu olduğundan, ya da daha doğru tabirle onlarca bağımlısı olduğundan, maalesef sürekli almak gerekir; alınmadığı takdirde -suzluk kısmına sürükler sizi; hem de öyle değilken. Aşağıda bazı grafiklerle açıklamaya çalışacağım acizane. Mutluluk ve mutsuzluk bir tamı ikiye bölen tamamlayıcı eşler olmadığından, mutsuzlukta azalma sizi mutluluk alanına daha çok sokmadığı gibi tam tersi de geçerli değildir. Mutsuzluk, mutlu olunamama hâli de değildir; kanaatimce insancıklar olarak bizlerin kaçırdığımız nokta orası. Yavrum yazık, bence kendine has bir kelime hak ediyormuş; ama biz bir -suz ekiyle olayı kökten halletmişiz 🙂

… bir zaman sonra devam edilmiştir – ongün

Alıntıları filan pek sevmem, hatta aforizmaların ne salak şeyler olduğunu kendimce sözlüklerden birine yazmıştım, inanmadığımı ve boşbeleş işler olduğunu 17 yaşımda beyan etmiştim (Gören de basın açıklaması yapmış sanır, kendimce beyan etttim canım 🙂 ); ama… Evet aması maması var işte, insan yaşlandıkça ne kadar cahil olduğunu anlıyor… Dur şimdi anlıyor demeyeyim, o zaman bilinçli bir cahil olurum; şuna benzer bir şey diyor: “Ne salak adammışım ben, anlayıp anlamadığım ne kadar çok şey ile ilgili ahkam kesmişim. O öcü, bu böcü, şu şucu, ahan da bu cici vb” onlarca cümle kurmuşum, fikir beyan etmişim; peh ki ne peh! Lakin bu düşünür takımının ya da ermiş insan evlatlarının sarf ettikleri kitaplık cümleler güzel şeyler. Özellikle bir kuytuya düşmüşseniz ve maalesef zamanında onlarca şeyle dalga geçmiş küçük görmüş ve değersizleştirmişseniz, daha yeni, daha kapsayıcı şeyler olan afrolara ihtiyacınız oluyor, bir nevi çıkış ipi gibi; yoksa sizde ne güç ne takat var. İşte bu minvalde bu Victor denen Hugo abi hayallerle ilgili birkaç kelam etmiş zamanında, sanırım “Deniz İşçileri” kitabındaydı. Herif romantik falan, onlarca cümle kuruyor; ama arada dişe dokunur kelamlar da etmiş. İnsanlara hayalin gerekli olduğundan dem vuran bir cümleydi; lakin arkasından bir “ama” geliyordu, ama diyordu biraderimiz, eğer insan okkayı kaçırırsa artık hayaller ona devam etmesi için gerekli mezeler olmaktan ziyade, onu başkalarına meze eden bir hâl alır. Neden bundan bahsediyorum, sebebi basit: Mutluluk, hayali bir varlıktır ve eğer insanlar yeteri kadar mut’lu hayaller kurabilirlerse, onlara yetecek kadar neşeyi elde etmiş olurlar. Amiyane tabirle anlatacak olursam, şu günlerde yeni zamların yolda olduğu benzin fiyatları üzerinden. Arabanız 80 litre hacminde bir depoya sahipse ve siz her seferde onu ağzına kadar dolduruyorsanız ne tasarruftan, ne israftan, ne yeteri kadar kullanmaktan anlıyorsunuz demektir; hatta sizin için her zaman ya hep ya hiç var; yani, sizin mutlu olduğunuz falan yok, çünkü idareyi bilmiyorsunuz.

Şu salak çizimli grafiklere geçelim Sayın İnsanlar.

Grafik 1: Mutluluk

mutluluk1

Sanırım şu ana kadar mutlulukla ilgili çizilmiş en sağlam grafiklerden bir tanesi kendisi 🙂 İnsan doğumuyla birlikte başlıyor, gördüğünüz gibi sıfırdan başlamıyor. Sıfırdan başlaması demek, insanın mutluluğu hiç bilmediği ve bu dünya üzerinde ne olduğunu öğrendiği anlamına gelir; ama maalesef bu doğru değil. İnsan, mutluluğu sıkma bilinciyle doğar. Neden, çünkü var olmanın sancısı dedikleri durum var, her doğan akıllı varlık var olmanın sıkıntısını çektiğinden, mutluluk skalasında eksiden başlaması normaldir. Gördüğünüz gibi zamanla düşer, çıkar; kafasına göre takılır. Grafikte işaretlenmiş dairesel noktalar, kişinin o ana kadar Mutluluk Skalası’nda çıktığı ya da indiği en yüksek ya da düşük değerlerdir. Bu gerçekleştiğinde bir daha bu kadar mutlu ya da mutsuz olamayacağını düşünür insancık; ama grafikte de görüldüğü gibi daha ne pik, pig noktalara gebedir Sayın Grafik. Burada ufak bir hatırlatma: X Ekseni’ninin altında kalan kısım mutsuzluk kısmı değil, üst taraf pozitif mutluluk kısmı ise alt taraf da negatif mutluluk kısmı.

Grafik 2: Sonsuza giden düzlük (Nah- Korelasyonu)

mutluluk2

Grafikte de görüldüğü gibi mutluluktaki artış mutsuzluktaki azalaşın sebebi olmadığı gibi tersi de aynı şekildedir. Yani bir insan, kendisini bir t anında daha çok mutlu hissettiğinde, bu daha az mutsuz hissettiği anlamına gelmez. Yukarıda da bunu anlatmaya çalışmıştım zaten: İnsanlık bir -suz ekiyle inanılmaz bir kolaycılığa kaçmış; tabii farklı dillerde bu ekler değişir de, biz Türkçe konuştuğumuzdan hareketle söylüyorum.

Mutluluk ve mutsuzluk grafikteki bir eş değer noktada buluşup sonsuza gitmezler. Hoş bunun olma imkanı var mı, tabii ki var: Ne zamanki Google abi terminatörü yapıp, oradan The Matrix olayına gireceğiz, aha işte dünyamız için bu gerçekleşecek; mutluluk ve -suzluk kavramları ortadan kalkacak, çünkü makinA’ların yönettiği bir dünyada yaşıyor olacağız ve o arkadaşlar da çoktan o denkliğe ulaşmış olacaklar. Lakin bunun sebebi arkadaşların türlü neşe ve kederden sonra ideali bulması olmayacak. Zaten insanlık, yapamadığı şeyleri yapabileni icat edip bunu ileriye gitmek olarak adlandırdığı için, o denklikteki yaşam formlarına hayat vermiş ya da verecek olduğundan olacak. Neyse, orası Google’ın ya da 2010’larda doğanların derdi, nihayetinde benim gibiler çoktan toprak olmuş olacak. Hee, aynen, o kadar da umursamazım ya le 😀

Grafikle ilgili son birkaç bir şey söyleyeyim: Mutluluk ve -suzluk grafikte yer değiştirebilir; ama grafikteki kolların duruşu değişmeyecektir. Sebebi de basit, bu iki arkadaş popülasyonların yürüdüğü mantıktan yürü: Her zaman doydukları, doygunluğa ulaştıkları bir nokta vardır. O yüzden kollar her zaman bu şekildedir. Bunu insanlar şu şekilde yorumlamıştır: Ne mutluluk ne de mutsuzluk her zaman bu şiddette devam eder, her zaman bittiği bir yer vardır. O yüzden hiçbir şey sonsuza kadar sürmez, ümitvar olun bunlar da geçecek, ne oldum değil ne olacağım de gibi nasihatverici tümceler bu grafiği gören ve okuyan bünyelerden neşet etmiş değerlerdir. Üffff sürekli -dırlı, -dirli cümleler kuruyorum. Baya didaktik oluyor. O zaman bir es verek:

Grafik 3: Hiç bir zaman Sol değil

mutluluk3

Yukarıda bahsettim, ama tekrar deyim, soldaki gibi yaşamak isteyenler hiçbir zaman soldaki gibi yaşayamayacak olanlardır. Ohhhh bir kere daha dırladım 😀

Cevdet İnanç’la kapatak, 13 / 31 kitabından bir alıntı:

“Ar ove şrlr vanaznaım ar qr vanaznaım; ar ove şrlr fnuvc byznaım ar qr byznznaım; ar K ar qr L… Töeüarav grcrgnxynx töerzvlbefnaım, 13 fvmr uvçove mnzna 31 tvov tömüxzrzvşfr, zhgyh byznln znuxhzfhahm ir znnyrfrs zhgyh byqhğhahm vçva çbx npıyne çrxrprxfvavm.”

Butla, Cutla, Çutla, Dutla, Futla, Gutla, Ğutla, Hutla, Jutla, Kutla, Lutla, Mutla, Nutla, Putla, Rutla, Sutla, Şutla, Tutla, Yutla, Zutla kalın efenim  😀

Reklamlar
Bu yazı Yazılar Çiziler içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s