2018 Türk Beyin Takımı Seçmeleri – Part3

İlk iki yazıda başarısız olunca dedim artık burada (part3) anlatabilirim hakikaten bu seçmelerde ne oldu. Bir önceki yazıda bu seçilecek iki takımın (genç takımlardan bahsetmiyorum) Türkiye’yi hangi yarışmada temsil edeceğini yazdım; link verdim; ama tabii sonrasında büfelerden falan bahsettim 😀 Efendiler ve Hanım efendiler, işte şimdi seçmelerden bahsedeceğim.

Part 1: Baya ilgisiz Seçmelerden: Algı ile alakalı

Part 2: Kısmen İlgisiz Seçmelerden: Büfe ile ilgili

Öncelikle yaşamayı seviyorum. Dur sekocan, bu nereden çıktı? Söyleyeyim dedim. Eskiden, çok eski eski zamanlarda yanlış zamanda doğduğuma inanırdım. Belki, siz de yaşamışsınızdır bu hissi. Hatta yaşamayı boş verin, kesinkez emindim; yanlış zamanda dünyaya geldiğime. Fakat yaşım ilerledikçe şunu gördüm: Daha önce bu şekilde bir yargıda bulunmuştum; ama bunun sebebi benim Hayat’ı pek de tanımamış olmamdı. Oysa, bu zamanda dünyaya gelmemin bana bir sürü artısı oldu; özellikle insan bazında. Hatta şu kadarını söyleyeyim, beni yazar olmaktan ya da mühendis ya da bişi alıkoydu. Bu kötü bir şey değil bu arada, gayet iyi. Çünkü zamanın bize verdiği enstrümanlara bakıyorum, çok daha az acı çekerek, çok daha güzel şeyler yapılabilir; bir Oğuz Atay yalnızlığından kaçılabilirdi.

Bugün Amerikalı bir yayınevinin editörüysem, bugüne kadar onlarca farklı ülkede sorularım bir şeylerin seçimi için kullanılmışsa; örneğin son 7 senedir seçilen Amerika Beyin Takımı’nın oluşmasında, seçilmesinde benim de katkım olmuşsa; ki oldu ve oluyor; Seçmeli Zeka Oyunları Dersi diye bir ders varsa, onlarca öğretmen, öğrenci zeka oyunları ne, ucundan kıyısından biliyorsa, hep bunlar çağın bize verdiklerinden ve bunların içinde benim de dâhlim var; desem yalan olmaz:). Tey tey, bir köylü çocuğunun nelerin içinde olabileceğine bakın! Benim gibi adamlar bile bu kadar fayda sağlıyorsa, siz kim bilir neler yaparsınız!

Hayatımın, yani serkan olarak benim, birkaç tane dönüm noktam var. Öyle noktalar ki, birçoğunda hayatta olmamam gerekiyordu; ki o kadar ballıyım 😀 Hatta gençken, gençken dediğim 18-25 anlaşılsın, hayatı kendi adıma, kendim için, ölümüne zorladığım zamanlardı. Belki öyle değildi de, bana öyle geliyordu. O kadar çok şeye meydan okuyordum ki; tamamı, hep mantık olarak sınırlarımı görmekle ilgiliydi. Hee gördüm mü, yok!:) Ama şunu öğrendiğimi biliyorum: dayanım katsayım çok yüksek. Övgü olsun diye söylemiyorum, bütün bunları zamanında yanlış bir yargıdan ben bu çağa ait değilimden hareket ettiğimden ve sonrasında hatamı gördüğümden dolayı yazıyorum. Bizler, yani an itibariyle var olan bizler, tam olarak doğmamız gereken zamanda doğduk ve tam olarak yapmamız gereken şeyleri yapıyoruz. Rzon‘un seneler evvel dediği gibi: “Her şey olması gerektiği gibi oldu!”

Bu sene yapılan seçmeler neticesinde oluşan takımlar şunlar:

Türk Sudoku Takımı:

  1. Salih Alan
  2. Hatice Esra Aydemir
  3. Taner Karabulut 
  4. Serkan Yürekli

Türk Beyin Takımı

  1. Salih Alan
  2. Serkan Yürekli
  3. Hatice Esra Aydemir
  4. Taner Karabulut

[…ara]

Ben galesiz, komik bir adamım. Hırsımı 22-23’te bir tane Anadolu evladını, saçma salak bir şey için kırdığımda bıraktım. Size öyle şey mi olur diye gelebilir. Ama orada gerçekleşen hadise benim çocukluğumdaki bir hadisenin tekrarıydı. Fakirdik, yalan yok. Hakikaten fakirdik. Eğer bahçemiz olmasa, ya da ananem, büyük ihtimalle sonumuz çok daha farklı olurdu. Ama bahçemizdekiler bize epey yeterdi. Tavuğumuz, koyunumuz vardı. Yani hiçbir şeye ihtiyacımız yoktu. Kolay kolay hasta olmazdık. Olsak bile sağlık ocağına gitmezdik; anane iyi ederdi bizi. Nihayetinde doktor demek para demek. Tabii ki Sayın Validemin birikimi vardı; ama… Ülen burası Türk filmi olur ya. Benim annem, valla kendisi annemdir; seneler boyunca para ne bilmedik; dediğim gibi ihtiyacımız olmadı. Canın tatlı mı istedi bahçe var işte; olmadı mı, ananem şeker ve yufka ekmekle bir şeyler yapardı. Benim annem bana hiç harçlık veremedi. İstemez miydi vermek, elbet isterdi; ama yoktu. Biz de çalmayı öğrendik, annemin bana o kadar sene öğrettiklerine ters olarak; biz de dediğim ben, çoğul kullanınca daha karizmatik oluyor :D. Ya da cinci (bilye) oynardım, baya iyiydim; üttüğüm (yendiğim) adamlara geri satardım o bilyeleri. Bakkaldan daha ucuza satardım; ki benden alsınlar; ahaha serbest piyasa ekonomisi abi, dedeceğim demek ki neeler öğrettiyse bana ölmeden evvel :D. Dahası, insanların meydan okumaya nasıl tepki verdiklerini de öğrenmiştim. 😀 Yaşım mı kaç, 8-11 arası. Epey para kazandım; ama annem tasvip etmezdi bu bilye işini. Birini yendiğinizde, onun canını sıkıyordunuz. Tek sormanız gereken, bir kere daha var mısın? İşte böyle, sadece bu soruyla bir sürü bilye satmışlığım var 😀

Anneme göre yeteneklerimle değil de, şansımla kazanıyordum. Neyse efendiler, bu hatun, o kadar sene üstüne bir tane yeni elbise ya da babıç almadı. Ne mi dedi, okuyup adam olacaksınız, bu biriktirdiklerim hep o günler için.

Tey tey, eğer bizim hayatımızı objektif film yapsalar, annem Aziz olur; bense günahkâr, onu anlamadığım gibi her şeyle ilgili onu suçladım. 🙂

Benim annem, tüm bu hiçliğin ve yokluğun arasında bana hep doğru olmayı öğretmeye çalıştı; hep bunun için uğraştı. Bense hep kızdım ona beni bunlara mahkûm etti diye. Hatta bizim ailemiz niye böyle diye. 11’li yaşlarımda daha kötüsünü gördüm, beni yurda verdiklerinde. Ama annem yine ileriyi düşünmüştü. Yalan yok, bir tane erkek evladını uzaklara göndermek ona zor gelmiş olsa gerek; ama bunları hep okuyayım, adam olayım diye yaptı. O kadar komik ki hikaye: Annem de ben de ayrı yerlerde acı çekiyorduk ve bunların tamamına ilerdeki güzel günler için katlanıyorduk; ama tabii ben çocuk olduğum için ilerdeki güzel günleri bilmiyordum; annemin de bildiğinden şüpheliyim. Sözün özü mü ne güzel insanlar: Bugün ben varsam, aha yalansız söylüyorum; benim annem böyle bir anne olduğu içindir; ki anlamam yıllarımı aldı. Özür dilerim anne seni üzdüğüm zamanlar için, valla…

Bir müzik arası verelim, size azıcık ters gelebilir; ama ben saatlerdir dinliyorum, agalar baya iyi, en azından benim müzik zevkim adına çok iyiler.

Evet arayı verdik. Bu senedeki TBT Seçmeleri’nde ne oldu. Dedim ya, komik bir adamım ben. Bir ortama girdim örneğin, herkes kasım kasılıyor; işte o esnada devreye girerim, şaklabanlıklar yaparım, birilerine laf atarım… Sebebi basit: Hayat bu kadar kasmak için elverişli bir alan değil. O yüzden eğlenin. Senelerdir TBT Seçmeleri’nde kendime böyle bir misyon yükledim.Sıkıntı ne, bu kadar komik olmaya çalıştığınızda yarışmaya konsantre olamıyorsunuz. Sonra mı ne oluyor, takım dışında kalıyorsunuz. Tabii ki bunu komik olmama bağlamıyorum; o kadar iyi çözerken bir adam nasıl dışarda kalır, tabii ki hataları yüzünden. Ama o hatalar işte, benim konsantre olamamamdan kaynaklanıyordu. Bir yerde pusula kayıyor, sonrasında ben, yarışma gibi ciddi ortama geri dönemiyordum. Hoş, emin değillim dönmek istiyor muydum?

Bu sene kendime söz verdim, o kadar komiklik yapmayacaktım; valla o kadar yapmadım. Sadece Ümit abimle goygoy yaptım. Çünkü onun bende yeri ayrıdır, baya ayrıdır. Çok ilginç adamdır, çok zeki bunun yanında hayvan gibi  akıllı adamdır. Dahası, normalde bu kadar zeki ve akıllı adamlar asosyal olur diye bir çıkarım var ya, işte Ümit abim tam tersidir. Her sene de atışırız, goygoy yaparız. Zaten komiklik oradan başlar. Oradan Murat Koz’a sıçrar, artık o anda kim varsa orada 😀 Tarihlerden ne bilmiyorum, ama herhalde 2005-07 olsa gerek, Amerika’dan döndüğüm zamanlar. Ferhat gibi, Ümit abim de İtülüdür, benim olduğum gibi. Ona şunu sormuştum Kadıköy’de, Saray Muhallebicisi’nin önünde, dergiye doğru yürürken: “Abi, ben sizin gibi nasıl olacağım, ne yapmalıyım?” O da bana anlatmıştı. Tey tey…

Nereden nereye, neyse ben yine tam olarak giremedim olaya; bir dahakine…

Öperim güzel insanlar :*

Reklamlar
Bu yazı Türk Beyin Takımı, Yazılar Çiziler içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s